İcra Hukuku

İhtiyati Haciz Nedir? Şartları, Süresi ve Uygulanması

By 19 Eylül 2026No Comments23 min read
İhtiyati haciz talebinde sözleşme ve adli işlem belgeleri

İhtiyati Haciz Nedir? Şartları, Süresi ve Uygulanması

Doğrudan cevap: İhtiyati haciz, para alacağının tahsilini güvence altına almak için borçlunun mal, hak veya alacaklarına geçici olarak el konulmasını sağlayan koruma tedbiridir. Muaccel ve rehinle güvence altına alınmamış para alacaklarında İİK m. 257/1; vadesi gelmemiş alacaklarda ise kanunda sayılan özel kaçırma veya yerleşim yeri şartları uygulanır. Karar, tahsil sürecinin başlangıç adımlarından biridir; süresinde infaz edilmeli ve gerekli takip veya dava işlemleri yürütülmelidir.

İçindekiler

  1. İhtiyati haciz nedir?
  2. Hangi şartlarda istenir?
  3. Vadesi gelmemiş alacaklarda özel şartlar
  4. Yaklaşık ispat ve belgeler
  5. Görevli ve yetkili mahkeme
  6. Teminat ve kararın içeriği
  7. Kararın uygulanması ve süreler
  8. İtiraz, istinaf ve haczin kaldırılması
  9. İhtiyati haczin kesin hacze dönüşmesi
  10. Sık sorulan sorular

İhtiyati haciz nedir?

İhtiyati haciz, alacaklının henüz kesin tahsil yoluna ulaşmadan önce borçlunun malvarlığını korumaya yönelik geçici hukuki korumadır. Düzenleme, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 257–268. maddeleri arasında yer alır. İhtiyati haciz ile amaç, borçlunun mal kaçırması veya tahsil imkânını azaltması nedeniyle ileride yapılacak cebri icranın sonuçsuz kalmasını önlemektir.

Bu tedbir üç kavramla karıştırılmamalıdır:

  • Kesin haciz: İcra takibinin kesinleşmesi üzerine tahsil amacıyla uygulanan hacizdir.
  • İhtiyati tedbir: Uyuşmazlık konusu hakkın veya malın korunmasına yönelir; her para alacağı için ihtiyati haciz yerine geçmez.
  • İcra takibine itiraz: Borçlunun ödeme emrine karşı başvurusudur. İhtiyati haciz kararına itirazdan farklı merci ve süreleri vardır.

İhtiyati haciz incelemesi geçici koruma aşamasına aittir. Alacağın kesin varlığı takip veya dava sürecinde ortaya konur; mahkeme bu aşamada kanunun aradığı ölçüde kanaat oluşturan delillere bakar.

İhtiyati haciz hangi şartlarda istenir?

Muaccel ve rehinle güvence altına alınmamış para alacağı

İİK m. 257/1’e göre kural olarak alacağın para alacağı olması, vadesinin gelmiş bulunması ve rehinle temin edilmemiş olması gerekir. Fatura, cari hesap, kredi, kira, işçilik veya tazminat ilişkisinden doğan talepler bu kapsama girebilir; ancak talebin gerçekten belirli veya belirlenebilir bir para alacağına dönüştüğü açıklanmalıdır.

Vadenin gelmesi ile borçlunun temerrüde düşmesi aynı mesele değildir. Sözleşme ihtar veya hesap kat bildirimi öngörüyorsa bu belgelerin içeriği ve tebliği ayrıca incelenir. Her alacakta ihtarın zorunlu olduğu ya da hiçbir alacakta gerekmediği şeklinde genel bir cümle kurulamaz.

Rehinle karşılanan bölüm bakımından rehnin kapsamı, limiti ve hangi borcu güvence altına aldığı önem taşır. Rehin dışı kalan bir bakiye ileri sürülüyorsa bunun tutarı ve dayanağı açıklanmalıdır.

Vadesi gelmemiş alacaklarda özel durum

İİK m. 257/2’de vadesi gelmemiş alacaklar için daha dar bir koruma öngörülür. Borçlunun belirli yerleşim yeri bulunmaması veya borçlunun mal kaçırmaya, kaçmaya ya da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlere hazırlanması gibi kanunda belirtilen şartlardan biri somut delillerle ortaya konulmalıdır. Sadece borcun ödenmemesi, bu şartların kendiliğinden gerçekleştiğini göstermez.

Başvuruda “borçlu mal kaçırabilir” şeklindeki soyut ifadeler yerine satış, devir, adres değişikliği, şirket faaliyetinin boşaltılması, hesap hareketleri veya benzeri somut olgular gösterilmelidir. Mahkeme, bu olgular ile istenen koruma arasındaki bağlantının ölçülü olup olmadığına bakar.

Yaklaşık ispat ve hazırlanacak belgeler

İİK m. 258 uyarınca alacaklı, alacağın varlığı ve gerekiyorsa ihtiyati haciz sebebi hakkında mahkemede kanaat oluşturacak delilleri sunar. Bu, davanın esası için kesin ispat standardıyla aynı değildir; fakat hiçbir belgeye dayanmayan iddia da yeterli olmaz.

Alacak türüHazırlanabilecek belgelerBelgenin gösterdiği husus
Ticari satışSözleşme, sipariş, teslim belgesi, fatura, mutabakatMal/hizmet, bedel ve vade
Çek veya bonoSenet, ibraz/protesto kayıtları, ciro zinciriVade, alacaklı ve ödeme durumu
Kredi veya cari hesapKredi sözleşmesi, hesap dökümü, kat bildirimi, tebliğBorç bakiyesi ve muacceliyet
TazminatOlay belgeleri, raporlar, zarar tablosuSorumluluk ve yaklaşık zarar
Kira veya işçilikSözleşme, bordro, ödeme kayıtları, fesih belgeleriDönem, vade ve talep tutarı

Belgeler, talep edilen miktarla uyumlu olmalıdır. Tek taraflı bir hesap tablosu her olayda kesin delil sayılmaz; borcun doğumunu ve vadesini gösteren tamamlayıcı belgeler sunulmalıdır.

Görevli ve yetkili mahkeme

Görev, alacağın doğduğu ilişkinin niteliğine göre belirlenir. Ticari davalarda asliye ticaret, iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda iş mahkemesi, kira ilişkisinde sulh hukuk ve tüketici işleminde tüketici mahkemesi kuralları gündeme gelebilir. Her ihtiyati haciz talebinin otomatik olarak asliye hukuk mahkemesinde açılacağı söylenemez.

Yetki bakımından borçlunun yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri, geçerli yetki sözleşmesi ve özel yetki kuralları birlikte değerlendirilir. Alacaklının istediği herhangi bir mahkemeden talepte bulunabileceği düşünülmemelidir.

Teminat nasıl belirlenir?

İİK m. 259 kural olarak alacaklının, haksız ihtiyati haciz nedeniyle doğabilecek zararlara karşı teminat göstermesini öngörür. Alacak ilama dayanıyorsa teminat aranmaz; ilam niteliğindeki belgeye dayanıyorsa gerekip gerekmediğini mahkeme takdir eder. Kanunda bütün dosyalar için sabit yüzde oranı bulunmadığından, “her zaman yüzde 10” veya “her zaman yüzde 20” biçimindeki kalıplar güvenilir değildir.

Teminatın türü ve miktarı talep edilen alacağın niteliği, borçlunun malvarlığına müdahalenin kapsamı ve muhtemel zarar dikkate alınarak belirlenir. Teminat yatırılmadan kararın infazına geçilemeyebilir.

Karar nasıl uygulanır ve hangi süreler önemlidir?

İhtiyati haciz kararının alınması ile icra dairesinde uygulanması farklı aşamalardır.

İşlemSüre veya koşulDayanak
İnfazın istenmesiKarar tarihinden itibaren 10 günİİK m. 261
Haciz tutanağının tebliğiKanundaki icra dairesi işlemiİİK m. 262
Takip veya dava ile tamamlamaOlayın niteliğine göre 7 gün veya diğer özel sürelerİİK m. 264
Karara itirazKural olarak 7 günİİK m. 265
İstinafKararın niteliğine ve tebliğe göreİİK m. 258/3, HMK m. 341 ve 345

Sürelerin her biri farklı bir işleme bağlanır. On günlük infaz süresi ile yedi günlük tamamlama süresinin başlangıcı bu yüzden aynı olmayabilir. Elektronik tebligatın gerçekleşme tarihi, tutanağın kime ne zaman tebliğ edildiği ve kararın huzurda mı yoksa yoklukta mı verildiği dosya kayıtlarından belirlenir.

İtiraz, istinaf ve haczin kaldırılması

Borçlu veya menfaati ihlal edilen üçüncü kişi, İİK m. 265 kapsamında haciz sebebine, yetkiye veya teminata itiraz edebilir. İtiraz, ödeme emrine itirazla aynı başvuru değildir. Mahkeme kararının tarafların huzurunda veya yokluğunda verilmesi, başvuru yolunun ve sürenin hesabını etkileyebilir.

Borçlu, uygun teminat göstererek ihtiyati haczin kaldırılmasını veya değiştirilmesini isteyebilir. Bu inceleme geçici korumanın devam edip etmeyeceğiyle sınırlıdır; alacağın esası takip veya dava aşamasında ele alınır.

İhtiyati haciz nasıl kesin hacze dönüşür?

İhtiyati hacizden sonra alacaklı, olayın niteliğine göre süresinde icra takibi başlatmalı veya alacak davası açmalıdır. Borçlu ödeme emrine itiraz ederse itirazın kaldırılması ya da itirazın iptali seçenekleri gündeme gelir. Esas hükmün tebliğinden sonra takip yapılması gereken durumlarda İİK m. 264’teki süreler izlenir.

İhtiyati haczin kesin hacze dönüşmesi, satış ve paylaştırma birbirini izleyen aşamalardır. Hacizden sonra tahsilatın zamanı; paylaştırma, rüçhan ve başka hacze iştirak kurallarına göre belirlenir.

Yargısal yaklaşım ve doğrulama sınırı

İçtihat aktarılırken kararın tam metni, tarihi, dairesi, esas ve karar numarası doğrulanmalıdır. Somut dosyada kullanılacak emsal kararların Yargı PRO ve mümkünse Yargıtay’ın resmî karar kaynağından kontrol edilmesi, kararın somut olaya gerçekten uyup uymadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Sık sorulan sorular

İhtiyati haciz kararı alınca borçlu hemen hapse girer mi?

Hayır. İhtiyati haciz bir ceza yaptırımı değil, geçici hukuki korumadır. Sonuçları malvarlığı üzerindeki tasarruf ve icra işlemleriyle ilgilidir.

Fatura tek başına ihtiyati haciz için yeterli midir?

Her olayda değil. Faturanın hangi sözleşmeye, teslimata ve vadeye dayandığı; borçlunun itirazı ve diğer belgelerle birlikte değerlendirilir.

Karar kaç günde uygulanır?

Kanun, kararın infazının istenmesi için genel olarak on günlük süre öngörür. İcra dairesinin fiilî işlem zamanı dosya yoğunluğu ve malvarlığının niteliğine göre değişebilir.

İhtiyati hacze itiraz etmek ödeme emrine itiraz yerine geçer mi?

Geçmez. İki başvurunun konusu, mercii ve süresi farklıdır. Ödeme emri tebliğ edilmişse ayrıca takip dosyasındaki süre korunmalıdır.

Alacaklı açısından başvuru hazırlık listesi

İhtiyati haciz talebinin güçlü hazırlanması, yalnızca alacağın miktarını yazmaktan ibaret değildir. Mahkemenin dosyayı hızlı biçimde okuyabilmesi için sözleşmenin imza tarihi, ifa tarihi, fatura veya senedin düzenlenmesi, vadenin dolması, ihtar ve tebliğ tarihleri ile ödeme yapılmadığı tarih kronolojik biçimde gösterilmelidir. Böyle bir kronoloji, muacceliyetin ve talep miktarının denetlenmesini kolaylaştırır.

Başvuru öncesinde şu belgeler bir dosya planı içinde toplanmalıdır:

  1. Alacağın doğumunu gösteren sözleşme, sipariş, teslim veya hizmet belgeleri.
  2. Borç miktarını ve hesap yöntemini gösteren fatura, cari hesap, banka kaydı veya senet.
  3. Vade ve temerrüt bakımından sözleşme hükmü ile ihtar ve tebliğ kayıtları.
  4. Vadesi gelmemiş alacak ileri sürülüyorsa mal kaçırma, kaçma veya yerleşim yeri şartına ilişkin somut olgular.
  5. Rehin, ipotek veya başka bir teminat varsa bunun kapsamını ve alacağı karşılayıp karşılamadığını gösteren kayıtlar.
  6. Talep edilen alacak, faiz ve masrafların birbirinden ayrıldığı güncel hesap tablosu.

Belge çokluğu tek başına yeterli değildir. Belgelerin tarihleri birbirini desteklemeli ve talep edilen miktarla uyumlu olmalıdır. Örneğin yalnızca bir faturaya dayanılıyorsa teslimin gerçekleşip gerçekleşmediği; cari hesap sunuluyorsa karşı tarafın itirazı ve mutabakat kayıtları; senet sunuluyorsa vade, ciro ve ibraz durumu ayrıca açıklanmalıdır.

Borçlu veya üçüncü kişi hangi savunmaları ileri sürebilir?

İhtiyati hacze itiraz, alacağın esasına ilişkin bütün savunmaların aynı dosyada kesin biçimde sonuçlanmasını sağlamaz. Borçlu; alacağın mevcut olmadığını, vadenin gelmediğini, alacağın rehinle karşılandığını, ihtiyati haciz sebebinin oluşmadığını, yetkisiz mahkemeye başvurulduğunu veya teminatın yetersiz olduğunu ileri sürebilir. İtirazın dayanağı, delilleri ve süresi açıkça belirtilmelidir.

Üçüncü kişi bakımından temel mesele, haczedilen mal veya hakkın kendisine ait olduğu ya da hacizden doğrudan etkilendiğidir. Üçüncü kişinin itirazı, borçlunun ödeme emrine itirazıyla aynı başvuru değildir. Hangi merciye başvurulacağı ve sürenin ne zaman başlayacağı kararın tebliğ şekline göre belirlenir.

Borçlu, uygun teminat göstererek haczin kaldırılmasını veya başka bir mal üzerindeki hacizle değiştirilmesini isteyebilir. Mahkeme bu talebi değerlendirirken alacaklının korunma ihtiyacı ile borçlunun malvarlığına yapılan müdahale arasındaki dengeyi gözetir. Bu nedenle “teminat sundum, haciz kendiliğinden kalkar” şeklinde otomatik bir sonuç kurulamaz.

İhtiyati haciz ile ihtiyati tedbir arasındaki pratik fark

İhtiyati haciz, esas olarak para alacağının ileride tahsil edilebilmesini güvence altına alır. İhtiyati tedbir ise uyuşmazlığın konusu olan malın, hakkın veya mevcut durumun korunmasına yönelir. Bir taşınmazın devrinin önlenmesi, bir şirket kararının uygulanmasının durdurulması veya belirli bir fiilin yapılmaması gibi talepler çoğu zaman ihtiyati tedbir çerçevesinde değerlendirilir.

Bir talebin adı değil, talebin amacı ve hukuki sonucu önemlidir. Para alacağının tahsilini güvenceye almak için ihtiyati tedbir adı altında haciz istenmesi görev, şartlar ve kanun yolu bakımından sorun doğurabilir. Buna karşılık haciz konusu para alacağı değilse, ihtiyati haciz şartlarının varlığı ayrıca sorgulanır.

Sürelerin hesaplanmasında sık yapılan hatalar

Uygulamada en çok hata, karar tarihinin bütün sürelerin başlangıcı kabul edilmesinden kaynaklanır. İnfazın istenmesi, haciz tutanağının tebliği, takip veya dava açılması ve itirazın yapılması farklı olaylara bağlanabilir. Karar tarihi, tebliğ tarihi, infaz tarihi ve tutanak tarihi ayrı sütunlarda gösterilmelidir.

Elektronik tebligatta belgenin sisteme ulaştığı gün ile kanunen tebliğ edilmiş sayıldığı gün aynı olmayabilir. UETS kayıtları, adli tatil veya kanuni uzama sebepleri ve başvurunun son günündeki işlem saati birlikte incelenir; süre hesabı yalnızca takvim üzerinden yapılmaz.

İİK m. 264 bakımından takip veya davayla tamamlama süresi, haczin hangi aşamada ve hangi bildirimden sonra uygulandığına göre değerlendirilir. Bu nedenle tek bir “her durumda yedi gün” cümlesi yerine, somut olayın başlangıç belgesi açıklanmalıdır.

Haksız ihtiyati haciz ve tazminat riski

İhtiyati haciz talebi reddedilebilir veya sonradan kaldırılabilir. Haczin haksız olduğunun ve zararın doğduğunun ileri sürüldüğü durumlarda, teminatın yanı sıra tazminat sorumluluğu da gündeme gelebilir. Alacaklı, başvuruyu yaparken alacağın dayanağını ve yaklaşık ispat imkânını makul biçimde göstermelidir.

Haksız haciz iddiasında yalnızca haciz konulmuş olması yeterli değildir. Zararın türü, miktarı, hacizle bağlantısı ve kusur veya hukuki sorumluluk koşulları ayrıca incelenir. Ticari itibar kaybı, işin durması, satışın engellenmesi veya finansman maliyeti gibi iddialar belge ve nedensellik bağlantısıyla ortaya konulmalıdır.

Alacak türlerine göre özel değerlendirme

Ticari alacaklarda cari hesap, teslim ve mutabakat belgeleri; kredi alacaklarında hesap kat ihtarı ve sözleşmedeki muacceliyet hükmü; kira alacaklarında kira sözleşmesi, dönem ve ödeme kayıtları; işçilik alacaklarında ise hakediş, bordro ve fesih belgeleri önem taşır. Tazminat taleplerinde alacağın kesin miktarı dava sırasında belirlenebilecek olsa bile, ihtiyati haciz talebinin dayandığı yaklaşık miktar ve zarar hesabı açıklanmalıdır.

Çek ve bonoya dayalı başvurularda senedin şekil şartları, vade, ibraz ve protesto kayıtları ayrıca incelenmelidir. Senedin kambiyo niteliği tartışmalıysa, ihtiyati haczin dayanağı olan temel ilişki de açıklanmalıdır. Yabancı para alacağında kur tarihi, talep edilen TL karşılığı ve faiz başlangıcı birbirinden ayrılmalıdır.

Uygulamada izlenecek örnek akış

Dosya hazırlığı, alacağın niteliği ve teminat durumunun belirlenmesiyle başlar. Vade ve miktarı destekleyen belgeler toplandıktan sonra görevli ve yetkili mahkeme ile ihtiyati haciz sebebi netleştirilir. Teminat, harç ve infaz giderleri hazırlandıktan sonra kararın uygulanmasına geçilir; on günlük infaz, tutanak ve tamamlama süreleri ayrı bir takvimde izlenir.

Bu aşamalar birbirinin yerine geçmez. İhtiyati haciz kararı koruma sağlar; icra takibi ise tahsil sürecini yürütür. Alacaklı, koruma tedbirini esas takip veya dava ile zamanında tamamlamalıdır.

Dilekçede hangi hususlar açıkça yazılmalı?

İhtiyati haciz dilekçesinde talep sonucu, alacağın dayanağı ve istenen korumanın kapsamı birbirini karşılamalıdır. Alacaklı, hangi miktar için haciz istediğini, faiz talebinin hangi tarihten başladığını, borçlunun hangi malvarlığı değerleri bakımından risk oluşturduğunu ve teminat konusunda ne talep ettiğini açıkça belirtmelidir. “Borçlunun tüm malvarlığına haciz konulması” gibi sınırsız ifadeler yerine, alacağın ve kanuni sınırların izin verdiği ölçüde bir talep kurulması daha sağlıklıdır.

Dilekçede olayların tarih sırasıyla anlatılması, her iddianın karşısına delilinin yazılması ve eklerin numaralandırılması mahkemenin incelemesini kolaylaştırır. Sözleşme maddesine dayanılıyorsa madde numarası; hesap dökümüne dayanılıyorsa dönem ve bakiye; ihtara dayanılıyorsa tebliğ belgesi belirtilmelidir. Vadesi gelmemiş alacaklarda özel haciz sebebi, başlı başına bir bölüm altında somutlaştırılmalıdır.

Rehinli alacaklarda ihtiyati haciz sınırı

Rehin, ipotek veya başka bir ayni teminat bulunan alacaklarda teminatın kapsamı ve paraya çevrilme imkânı belirleyicidir. Rehnin alacağın tamamını karşılamadığı ileri sürülüyorsa, rehin limiti ile güncel borç bakiyesi ayrıştırılır; faiz ve masraflar da kendi kalemlerinde gösterilir. Rehin dışı bakiye için ayrıca hesap ve hukuki dayanak gerekir.

Birden fazla teminatın bulunması hâlinde alacaklının aynı alacak için mükerrer güvence elde etmeye çalışmadığı açıklanmalıdır. Mahkeme, ölçülülük ve alacağın gerçek kapsamı bakımından bu ayrımı dikkate alabilir.

Yabancı para ve faiz hesabı

Yabancı para alacağında ihtiyati haciz talebi, para birimi ve TL karşılığının hangi tarih veya kur üzerinden hesaplandığını göstermelidir. Faiz türü, başlangıç tarihi ve sözleşmede yer alan kur veya faiz hükmü açık değilse, talep miktarının hangi yöntemle bulunduğu açıklanmalıdır. Kur değişiminin haciz kapsamını belirsiz hâle getirmemesi için karar tarihinde talep edilen tutar ve sonradan yapılacak dosya hesabı ayrıştırılmalıdır.

Faiz alacağının asıl alacağa eklenmesi, temerrüt ve vade belgeleriyle uyumlu olmalıdır. Sadece yüksek bir toplam rakam yazılması, yaklaşık ispat yükünü karşılamaz. Özellikle ticari işlerde temerrüt tarihi, hesap kat tarihi ve ihtar tarihi farklı olabilir.

Kararın kaldırılması veya değiştirilmesinden sonra yapılacaklar

İhtiyati haciz kaldırılırsa karar icra dairesine gönderilir ve haciz kayıtlarının terkinine yönelik işlemler yürütülür. Karar değiştirilmişse yeni teminat veya mal listesinin yanı sıra haciz tutanağı ve üçüncü kişilere gönderilen bildirimler de dosyaya işlenir. Bu karar geçici korumaya ilişkindir; esas alacağın varlığı takip veya dava sürecinde değerlendirilir.

Alacaklı bakımından başvurunun reddedilmesi de aynı şekilde esas davayı otomatik olarak sonuçlandırmaz. Red gerekçesi, delil eksikliği veya şartların oluşmaması ayrı değerlendirilerek esas takipte veya davada kullanılacak belge ve açıklamalar yeniden düzenlenebilir.

İhtiyati hacizde ölçülülük ve alacağın kapsamı

Haciz talebi alacağın gerçek miktarını aşmamalıdır. Asıl alacak, işlemiş faiz, takip veya dava giderleri ve muhtemel masraflar ayrı gösterilmeli; belirsiz veya henüz doğmamış kalemler kesinleşmiş borç gibi sunulmamalıdır. Mahkeme, geçici korumanın kapsamını belirlerken hem alacaklının tahsil riskini hem de borçlunun faaliyetlerinin gereksiz yere durdurulmamasını gözetir.

Birden fazla borçlu veya müteselsil sorumlu bulunduğunda, her borçlunun sorumluluk kapsamı ayrıca açıklanmalıdır. Aynı alacak için birden fazla borçlunun bütün malvarlığına sınırsız haciz talep edilmesi, alacağın gerçek miktarı ve sorumluluk oranları yönünden ölçülülük tartışmasına yol açabilir. Kefalet, garanti, ortak borçluluk ve şirket tüzel kişiliği ayrımları bu nedenle önem taşır.

Tedbirin uygulanacağı malvarlığı değerleri belirlenirken üçüncü kişilerin hakları ve kanunen haczedilemeyen değerler de dikkate alınmalıdır. Haciz talebi hazırlanırken bu ayrımın yapılması, sonradan kaldırma ve tazminat riskini azaltır.

Haciz kararının üçüncü kişilere bildirilmesi

İhtiyati haciz, borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarına veya banka hesabına uygulanacaksa bildirimlerin doğru kişiye ve doğru miktara yöneltilmesi gerekir. Banka, işveren, kiracı veya ticari işletmenin müşterisi gibi üçüncü kişilerin sıfatı ve alacak ilişkisi dosyadaki belgelere göre belirlenmelidir. Yanlış kişiye gönderilen ihbar veya haciz yazısı, hem işlemin etkisini hem de üçüncü kişinin sorumluluğunu tartışmalı hâle getirebilir.

Üçüncü kişinin haciz bildirimine verdiği cevap, paranın icra dosyasına aktarılması veya itirazı ayrıca izlenmelidir. Haciz yazısının gönderilmesi, üçüncü kişide mutlaka mevcut ve haczedilebilir bir alacak bulunduğunu göstermez. Bu nedenle alacaklı, bildirim sonrası gelen cevabı incelemeden tahsil edilmiş gibi işlem yapmamalıdır.

Üçüncü kişinin cevabında borcun bulunmadığı, daha önce başka bir haciz uygulandığı veya alacağın henüz doğmadığı belirtilirse, bildirim tarihi ile alacağın doğum tarihi karşılaştırılır. Banka hesabı veya düzenli ödeme alan işveren bakımından da haczin kapsamı ve öncelik sırası dosya kayıtlarıyla belirlenir. Böylece ihtiyati haciz kararının infazı, üçüncü kişinin gerçek hukuki durumuna göre yürütülür.

Bu aşamada alacaklının elindeki yazışmalar, ödeme planları, hesap hareketleri ve üçüncü kişinin cevabı aynı dosyada tutulmalıdır. Sonradan açılacak itiraz veya tazminat incelemesinde, bildirimin hangi tarihte yapıldığı ve üçüncü kişinin hangi bilgiye dayanarak cevap verdiği önem kazanabilir.

Belgelerin kronolojik tutulması, süre hesabını ve sonradan yapılacak savunmayı da kolaylaştırır. Özellikle tebligatın ulaştığı gün, üçüncü kişinin cevap tarihi ve dosyaya yatırılan tutar birbirinden ayrılmalıdır.

Son kontrol: dosya bazlı karar ağacı

Başvuru öncesinde şu sorular sırayla cevaplanmalıdır: Alacak gerçekten para alacağı mı? Vadesi geldi mi? Rehinle karşılanan bir bölüm var mı? Vadesi gelmemişse İİK m. 257/2’deki özel sebep hangi somut belgeyle kanıtlanıyor? Hangi mahkeme görevli ve yetkili? Teminat gerekip miktarı nasıl belirlenecek? Karar alınırsa on günlük infaz ve takip veya dava ile tamamlama süresi hangi tarihte başlayacak? Bu sorulardan biri cevaplanamıyorsa dilekçe, karar ve süre riskleri bakımından yeniden gözden geçirilmelidir.

Alacaklı, kararın uygulanmasından sonra da dosyayı izlemelidir. İcra dairesinin haciz tutanağı, üçüncü kişilere gönderilen yazılar, borçlunun itirazı, teminat yatırma veya değiştirme talebi ve esas takip dosyası birlikte takip edilir. Hacizle korunan değerler değişebilir, borç kısmen ödenebilir veya başka bir alacaklının haczi aynı mal üzerinde öncelik tartışması yaratabilir. Güncel dosya hesabı ve haciz kayıtları görülmeden tahsil ihtimali hakkında kesin cümle kurulamaz.

Sonuç ve izlenecek yol

İhtiyati haciz, alacaklıya tahsil garantisi değil; şartları oluştuğunda tahsili koruyan geçici bir araç sağlar. Önce alacağın para alacağı ve muaccel olup olmadığı belirlenmeli, ardından deliller, görevli ve yetkili mahkeme, teminat ve süreler kontrol edilmelidir. Karar alınırsa on günlük infaz ve sonrasındaki tamamlama süreleri ayrı takvim olarak izlenmelidir. Somut olayın belgeleri incelenmeden kesin sonuç veya süre taahhüdü verilmemelidir.

Yazar: Av. Fatih Algül — İstanbul Barosu, sicil no: 96258. Bilgilendirme: Bu metin genel bilgi amacı taşır; somut dosyada belge ve süre incelemesi yapılmadan hukuki sonuç çıkarılamaz.

Kaynakça

Fatih Algül

Av. Fatih Algül, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup İstanbul Barosu’na 96258 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Algül Hukuk’un kurucu avukatı olarak hukuki danışmanlık hizmetleri sunmakta ve dava süreçlerini takip etmektedir. Mesleki çalışmalarında her somut olayın özelliklerini, uyuşmazlığın hukuki niteliğini ve müvekkilin ihtiyaçlarını birlikte değerlendirmeyi esas almaktadır.

Scan the code