
İçindekiler
- Aşırı ifa güçlüğü nedir?
- TBK m. 138’in şartları
- Öngörülemezlik nasıl değerlendirilir?
- İfa ve ihtirazî kayıt
- Uyarlama nasıl yapılır?
- Dönme ve fesih ne zaman gündeme gelir?
- Benzer kavramlardan farkı
- Enflasyon ve döviz kuru
- Tacirler bakımından uygulama
- Kira sözleşmelerinde uyarlama
- Götürü bedelli eser sözleşmeleri
- Dava öncesi izlenecek yol
- Görev, yetki ve arabuluculuk
- Belgeler ve deliller
- İhtiyatî tedbir
- Yargıtay kararlarından çıkan sonuçlar
- Örnek olay
- Sık sorulan sorular
- Sonuç ve izlenecek yol
- Kaynakça
Aşırı ifa güçlüğü nedir?
Aşırı ifa güçlüğü, borcun yerine getirilmesinin imkânsızlaşmadığı fakat sözleşmenin kurulduğu şartlara göre çok ağırlaştığı hâli ifade eder. Borç hâlâ ifa edilebilir. Sorun, sonradan doğan olağanüstü değişim yüzünden borçluyu ilk sözleşme dengesine bağlı tutmanın dürüstlük kuralıyla bağdaşmamasıdır.
Sözleşmelerde temel ilke bağlılıktır. Taraflar piyasanın olağan risklerini, fiyat değişimlerini ve kendi hesap hatalarını kural olarak taşır. TBK m. 138 bu ilkeyi ortadan kaldırmaz; işlem temelini çökertecek kadar ağır ve istisnai bir değişimde hâkimin sözleşmeye müdahalesi için dar bir yol açar.
Örneğin uzun süreli bir tedarik sözleşmesinde ham madde fiyatının olağan dalgalanması genellikle ticari risk alanındadır. Buna karşılık sözleşmeden sonra alınan beklenmedik bir idari kararın taşıma güzergâhını zorunlu olarak değiştirmesi, geçiş ve mesafe maliyetini sözleşme dengesini bozacak ölçüde artırabilir. Sonuç, yalnız olayın adına değil; sözleşmenin süresine, risk maddelerine, maliyet içindeki payına ve tarafların öngörebileceği sonuçlara göre belirlenir.
TBK m. 138’e göre sözleşmenin uyarlanmasının şartları nelerdir?
TBK m. 138’deki şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bir şartın eksik kalması hâlinde yalnız diğer şartların güçlü olması uyarlama için yeterli olmaz.
| Şart | Ne anlama gelir? | Başlıca ispat araçları |
|---|---|---|
| Sonradan doğan olağanüstü durum | Değişim, sözleşme kurulduktan sonra gerçekleşmeli; olağan iş ve piyasa riski sınırını aşmalıdır. | Sözleşme tarihi, resmî kararlar, sektör verileri, kronoloji |
| Öngörülemezlik | Olayın veya sonuçlarının sözleşme kurulurken makul olarak hesaba katılması beklenmemelidir. | Dönemin verileri, ihale/sözleşme hazırlığı, risk analizi, yazışmalar |
| Borçludan kaynaklanmama | Değişim borçlunun kararı, kusuru veya kontrol alanındaki organizasyon eksikliğiyle doğmamalıdır. | İş planı, tedarik kayıtları, idari karar, mücbir olay belgeleri |
| Dengenin ağır biçimde bozulması | İfa yalnız daha az kârlı değil; borçludan aynen ifayı istemek dürüstlük kuralına aykırı düşecek ölçüde ağır olmalıdır. | Maliyet tabloları, finansal kayıtlar, uzman/bilirkişi incelemesi |
| İfa edilmemiş olması veya hakların saklı tutulması | Borç henüz ifa edilmemeli; ifa edilmişse aşırı güçlükten doğan haklar açıkça korunmuş olmalıdır. | Noter/KEP bildirimi, çekince kaydı, fatura ve ödeme açıklamaları |
Kanun metnindeki “olağanüstü durum” ile “dürüstlük kuralına aykırı derecede ağırlaşma” birbirinden ayrıdır. Bir olay toplumun veya sektörün önemli bölümünü etkilemiş olabilir; yine de belirli sözleşmede edim dengesini yeterince değiştirmemiş olabilir. Tersinden, işletmenin kârlılığının azalması da olay olağan ticari risk içindeyse TBK m. 138’e geçiş sağlamaz.
Bu nedenle yalnız genel ekonomik göstergeler sunmak çoğu dosyada yetersiz kalır. Değişimin söz konusu sözleşmeye etkisi; sözleşme öncesi teklif, birim maliyet, gerçekleşen maliyet, alternatif ifa imkânı, ciro veya kapasite kaybı ve risk paylaşımı üzerinden gösterilmelidir.
Öngörülemezlik nasıl değerlendirilir?
Öngörülemezlik, kişinin “ben bunu düşünmemiştim” demesiyle kurulmaz. Aynı şartlarda bulunan makul bir kişinin, sözleşmenin kurulduğu tarihte olayı ve ekonomik sonuçlarını hesaba katmasının beklenip beklenemeyeceği objektif olarak incelenir. Tacir bakımından bu değerlendirmeye TTK m. 18/2’deki basiret ölçüsü de eklenir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15 Şubat 2023 tarihli kararında bu ayrım açık biçimde görülür. Taşıma sözleşmesi yapılırken yeni köprünün yakında açılacağı bilinebilirdi. Fakat kamyonlara yeni köprüyü kullanma zorunluluğu getirileceği, geçiş tarifesi ve uzayan güzergâhın mali sonucu önceden bilinemeyebilirdi. Kurul, olayın genel varlığı öngörülebilir olsa bile sonuçlarının kapsam ve biçim bakımından esaslı biçimde sapabileceğini kabul etti; diğer şartların araştırılması gerektiğini belirtti.
Bu yaklaşım, “kur her zaman değişir”, “enflasyon zaten vardır” veya “yeni düzenleme beklenebilirdi” gibi soyut savunmaların tek başına yeterli olmadığını gösterir. İnceleme şu sorulara yönelmelidir:
- Sözleşme hangi tarihte ve ne kadar süre için kuruldu?
- O tarihteki piyasa, mevzuat ve resmî açıklamalar neyi gösteriyordu?
- Taraflar hangi riski açıkça üstlendi veya dışarıda bıraktı?
- Öngörülebilecek değişim ile gerçekleşen değişim arasında ölçek ve sonuç bakımından esaslı fark var mı?
- Borçlu, makul önlemlerle etkinin tamamını veya bir bölümünü azaltabilir miydi?
Borç ifa edilmişse uyarlama istenebilir mi?
Borç tamamen ve hiçbir çekince konulmadan ifa edilmişse TBK m. 138’e dayalı uyarlama talebi ciddi bir engelle karşılaşır. Kanun, borcun henüz ifa edilmemiş olmasını veya ifa sırasında aşırı güçlükten doğan hakların saklı tutulmasını arar. Bu düzenleme, sonradan pişman olunan her ödemenin geri istenmesini önler.
Hak saklı tutma beyanı, uyuşmazlık çıktıktan sonra dosyaya eklenen genel bir cümle olmamalıdır. Hangi sözleşme ve edim bakımından, hangi olağanüstü değişim nedeniyle uyarlama hakkının korunduğu anlaşılır biçimde belirtilmeli; beyan karşı tarafa ulaşmalı ve ispatı saklanmalıdır. Noter, KEP veya ilişkinin niteliğine uygun başka güvenilir yöntem seçilebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 16 Nisan 2025 tarihli kararında kiracı, bildirilen kira bedelini 1 Ocak 2020’den itibaren ihtirazî kayıt olmadan ödemişti. Uyarlama talebinin diğer şartları da ispatlanamadı ve ret kararı onandı. Karar, “önce ödeyip sonra uyarlama isterim” yaklaşımının güvenli olmadığını gösterir.
Çekince konulması, ifa bakımından hakkın korunmasına hizmet eder. Olağanüstü durum, öngörülemezlik, borçludan kaynaklanmama ve ağır denge bozulması yine kanıtlanmalıdır. Eksik veya belirsiz çekincenin etkisi de sözleşme, ödeme ve bildirim bütünlüğü içinde değerlendirilir.
Sözleşme hangi yöntemlerle uyarlanabilir?
Uyarlamanın amacı borçluyu sözleşmeden kurtarmak değil, olağanüstü değişim yüzünden çöken dengeyi mümkün olduğu ölçüde yeniden kurmaktır. Bu nedenle talep, yalnız “hakkaniyete uygun bir bedel belirlensin” biçiminde soyut bırakılmamalıdır. Değiştirilmesi istenen hüküm, uyarlama yöntemi ve hesap temeli açıklanmalıdır.
Somut sözleşmeye göre şu yöntemler gündeme gelebilir:
- Birim veya toplam bedelin yeni koşullara göre değiştirilmesi,
- İfa veya teslim süresinin uzatılması,
- Ödeme takviminin yeniden kurulması,
- Olağanüstü ek maliyetin taraflar arasında paylaştırılması,
- Endeks, kur sepeti veya fiyat farkı mekanizmasının eklenmesi,
- Asgari alım, kapasite veya hizmet miktarının geçici olarak değiştirilmesi.
Hâkim, tarafların yerine baştan yeni bir sözleşme tasarlamaz. Sözleşmenin amacı, tarafların başlangıçtaki risk paylaşımı ve olağanüstü değişimin etkisi korunarak en sınırlı ve uygun müdahale araştırılır. Talep edilen yöntem karşı tarafın bütün riski üstlenmesine yol açıyorsa, dengeyi düzeltmek yerine ters yönde bozabilir.
Tarafların dava öncesinde yeniden müzakere etmesi çoğu zaman yararlıdır. Görüşme; uyarlamanın kabul edildiği veya haktan vazgeçildiği anlamına gelmeyecek biçimde yürütülmeli, geçici ödemeler ve çekinceler açıkça yazılmalı, tekliflerin hangi dönem için geçerli olduğu belirtilmelidir.
Uyarlama mümkün değilse dönme veya fesih ne zaman gündeme gelir?
TBK m. 138’de öncelikli çözüm uyarlamadır. Sözleşmenin amacını koruyan makul bir uyarlama mümkün değilse borçlu sözleşmeden dönme hakkına sahip olabilir. Sürekli edimli sözleşmelerde ise geçmişte yerine getirilmiş edimleri bütünüyle geri çevirmek çoğu kez uygun olmadığından, kural olarak fesih uygulanır.
Bu sıra önemlidir. Borçlu, edim dengesi bozulduğunu düşünerek sözleşmeyi kendiliğinden bırakırsa daha sonra temerrüt, tazminat veya ceza koşulu talepleriyle karşılaşabilir. Uyarlama şartlarının bulunması, borçluya her durumda sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirme yetkisi vermez.
Dönme geçmişe, fesih ise sürekli borç ilişkisinde kural olarak ileriye etkili sonuç doğurur. İade, kullanılmış edimler ve zarar kalemleri bakımından ayrıntılı açıklama için sözleşmeden dönme ve fesih arasındaki farklar rehberi incelenebilir.
Aşırı ifa güçlüğü, mücbir sebep, imkânsızlık ve temerrüt arasındaki fark nedir?
Bu kavramlar aynı olay çevresinde tartışılabilir; fakat şartları ve sonuçları farklıdır.
| Kavram | Edimin durumu | Temel sonuç |
|---|---|---|
| Aşırı ifa güçlüğü | İfa mümkündür, ancak dürüstlük kuralına aykırı ölçüde ağırlaşmıştır. | Önce uyarlama; mümkün değilse dönme, sürekli sözleşmede kural olarak fesih |
| Sonraki imkânsızlık | Edim sonradan objektif veya hukuken yerine getirilemez hâle gelmiştir. | TBK m. 136–137 çerçevesinde borcun sona ermesi veya kısmi sonuçlar |
| Mücbir sebep | Kontrol dışı, öngörülemez ve kaçınılamaz olaydır; sonucu sözleşmeye göre değişir. | İmkânsızlık, gecikme veya güçleşme yaratabilir; tek başına sonuç adı değildir. |
| Temerrüt | Muaccel ve ifası mümkün borç zamanında yerine getirilmemiştir. | İhtar/vade şartlarına göre gecikme sonuçları, faiz ve seçimlik haklar |
Örneğin ithalat yasağı belirli malın teslimini hukuken imkânsız kılabilir. Aynı düzenleme, alternatif mal veya güzergâh varsa ifayı yalnız daha pahalı hâle getirebilir. İlk durumda imkânsızlık, ikinci durumda şartları varsa uyarlama tartışılır. Vadesi geçen edimin hâlâ ifası bekleniyorsa borçlunun temerrüdü kuralları ayrıca gündeme gelir.
Sözleşmedeki “mücbir sebep” veya “hardship” maddesi ilk inceleme noktasıdır. Taraflar belirli olayları, bildirim sürelerini, fiyat farkı yöntemini veya sona erme hakkını önceden düzenlemiş olabilir. Bu hüküm TBK m. 138 değerlendirmesini etkiler; ancak emredici kurallar ve dürüstlük kuralı saklıdır.
Enflasyon veya döviz kuru artışı tek başına uyarlama sebebi midir?
Enflasyon ya da kur artışı tek başına sözleşmenin uyarlanmasını sağlamaz. TBK m. 138’in ikinci fıkrası yabancı para borçlarını da kapsar. Uyarlama için kurdaki yükselişin yanında maddedeki diğer şartların da gerçekleşmesi gerekir.
Mahkeme sözleşmenin kurulduğu tarihteki ekonomik ortamı, tarafların vadeyi ve para birimini neden seçtiğini, kur koruma veya fiyat farkı maddesini, sözleşmenin süresini, değişimin hız ve büyüklüğünü ve borçlunun risk yönetim imkânını inceler. Borcun maliyetinin artması ile ifanın dürüstlük kuralına aykırı ölçüde ağırlaşması aynı şey değildir.
Sağlam bir dosyada genel TÜFE veya döviz grafiğinin yanında sözleşmeye özgü etki gösterilir. Başlangıç bütçesi, teklifin bileşenleri, gerçekleşen maliyet, alternatif tedarik olanakları, kâr marjındaki değişim, kur koruması ve tarafların yazışmaları birlikte değerlendirilir. Sabit bir “şu oranın üzerindeki artış uyarlama doğurur” eşiği kanunda yoktur; kaynağı doğrulanmayan yüzdeler kullanılmamalıdır.
Tacirler aşırı ifa güçlüğüne dayanabilir mi?
Tacirler de TBK m. 138’e dayanabilir. Ancak TTK m. 18/2 gereği ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş insanı gibi hareket etmeleri beklendiğinden, riskin öngörülebilirliği ve önlem alınabilirliği daha sıkı incelenir.
Tacirin piyasa dalgalanmasını, sektöründeki olağan maliyet değişimlerini, finansman riskini ve sözleşmenin uzun vadeli etkisini hesaba katması beklenebilir. Basiret yükümlülüğü, olağanüstü bir idari kararın veya öngörülebilir sınırı aşan sonuçların baştan üstlenildiği sonucunu doğurmaz. YHGK’nin 2023 tarihli taşıma kararında da tacir sıfatının tek başına ret gerekçesi oluşturmadığı yönünde değerlendirme yapılmıştır.
Ticari sözleşmede özellikle şu belgeler önem kazanır:
- Teklif ve fiyatlandırma çalışması,
- Yönetim onayı ve risk değerlendirmesi,
- Sözleşmedeki fiyat farkı, kur ve yeniden müzakere maddeleri,
- Sigorta veya finansal korunma imkânları,
- Olaydan sonra alınan zararı azaltma tedbirleri,
- Karşı tarafa yapılan zamanında bildirimler.
Sözleşmede belirli riskin açıkça bir tarafa bırakılmış olması uyarlama talebini zayıflatabilir. Buna karşılık çok genel “bütün riskler yükleniciye aittir” kaydının somut olağanüstü olayı ve sınırlarını kapsayıp kapsamadığı sözleşmenin bütünü içinde yorumlanır. Risk maddesinin ihlali ayrıca cezai şartın türleri ve indirilmesi tartışmasını doğuruyorsa, cezanın hangi davranışa bağlandığı ayrı incelenmelidir.
Kira sözleşmesinde uyarlama davası ne zaman açılabilir?
Kira bedelinin tespiti ile TBK m. 138’e dayalı uyarlama farklı davalardır. Konut ve çatılı işyeri kiralarında TÜFE değişimi, paranın satın alma gücü, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri TBK m. 344’teki kira bedelinin belirlenmesi sistemine aittir. Bu ölçütler yalnız farklı bir ad verilerek TBK m. 138 uyarlama sebebine dönüştürülemez.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 10 Mart 2025 tarihli kararında bu ayrımı bölge adliye mahkemeleri arasındaki görüş farklılığını giderecek biçimde kurdu. Daire, m. 344 kapsamındaki ekonomik ölçütlerin uyarlama davasında tekrar kullanılamayacağını; fakat m. 344 dışında kalan olağanüstü bir sebep TBK m. 138’in bütün şartlarını taşıyorsa uyarlamanın mümkün olduğunu belirtti.
30 Mart 2026 tarihli E. 2026/1213, K. 2026/1751 sayılı karar da aynı çizgiyi güncel biçimde teyit etti. Buna göre yalnız “emsal kiralar çok arttı” veya “ödenen kira piyasanın altında kaldı” iddiası uyarlama için yeterli değildir. Deprem, sel, salgın, savaş, kullanım biçimini etkileyen olağanüstü imar veya idari değişiklik gibi m. 344’ün olağan kira tespit ölçütlerinden farklı olaylar, diğer şartlar da varsa m. 138 kapsamında incelenebilir.
Kira ilişkisinde talebin hangi döneme etkili olacağı, bildirimler, yapılan ödemeler ve çekince kayıtları birlikte değerlendirilir. Kiracı veya kiraya verenin yanlış dava türünü seçmesi, bilirkişi ölçütünü ve talep sonucunu da değiştirebilir. Kira uyarlama uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabuluculuk kural olarak zorunludur.
Götürü bedelli eser sözleşmesinde bedel uyarlanabilir mi?
Götürü bedelli eser sözleşmesinde temel kural, yüklenicinin eseri kararlaştırılan bedelle tamamlamasıdır. İş daha fazla emek veya masraf gerektirse bile sırf maliyet yükseldiği için bedel artmaz. TBK m. 480/2 ise başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülse de taraflarca göz önünde tutulmayan şartların eseri götürü bedelle tamamlamayı engellediği ya da son derece güçleştirdiği hâlde özel bir uyarlama imkânı tanır.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 14 Ocak 2020 tarihli kararında anahtar teslim üniversite inşaatının gerçek zemin ve kaya koşulları, sözleşme belgelerindeki tahminlerden farklı çıkmıştı. Daire, gerçek zorunlu kazı maliyeti ile sözleşmeye göre hesaplanan maliyet farkının toplam götürü bedele oranı ve olayın olağanüstü niteliği uzman bilirkişilerce incelenmeden karar verilemeyeceğini belirtti. Hüküm eksik inceleme nedeniyle bozuldu.
Götürü bedel kuralı ile öngörülmeyen ek maliyetler, somut işin teknik ve ekonomik verileri üzerinden değerlendirilir. Teknik şartname, zemin etüdü, keşif, proje değişikliği, gerçek imalat, maliyet farkı ve toplam sözleşme bedeli bu incelemenin parçalarıdır. Kamu ihalesi veya fiyat farkı mevzuatının uygulandığı işlerde özel düzenlemeler ve sözleşme hükümleri ayrıca kontrol edilir.
Uyarlama davasından önce hangi adımlar atılmalıdır?
Uyarlama uyuşmazlığında ilk günlerde atılan adımlar, daha sonraki ispatı doğrudan etkileyebilir. Dava öncesinde aşağıdaki başlıkların sırayla kontrol edilmesi, ispat ve hak kaybı risklerinin yönetilmesini kolaylaştırır.
- Sözleşmenin tamamını inceleyin. Fiyat farkı, mücbir sebep, hardship, bildirim, süre uzatımı, uyarlama, fesih, yetki ve arabuluculuk hükümlerini ekleriyle birlikte okuyun.
- Olay kronolojisini çıkarın. Sözleşme tarihi, değişimin başladığı tarih, resmî kararlar, ilk mali etki, bildirim ve ödemeleri tek çizelgede gösterin.
- Sözleşmeye özgü etkiyi hesaplayın. Genel enflasyonun yanında, değişen maliyet kalemlerini ve alternatifleri başlangıç verileriyle karşılaştırın.
- Hakları zamanında saklı tutun. İfaya devam edilecekse çekincenin içeriğini ve iletim yöntemini sözleşmeye göre belirleyin.
- Zararı artırmayın. Makul alternatif tedarik, sigorta, lojistik veya geçici çözüm olanaklarını kayda alın.
- Somut uyarlama önerisi hazırlayın. Bedel, süre veya risk paylaşımında hangi değişikliğin dengeyi kuracağını hesapla açıklayın.
- Dava şartını ve mahkemeyi belirleyin. Kira, tüketici, ticari veya genel sözleşme ayrımı yapılmadan başvuruya geçmeyin.
Karşı tarafa yapılacak başvuruda olay, sözleşmeye etkisi, dayanak belgeler ve teklif edilen çözüm birbirinden ayrılmalıdır. “Ekonomik şartlar değişti, bedeli artırın” biçimindeki genel talep hem müzakereyi hem de ispatı zayıflatır.
Uyarlama davasında görevli mahkeme, yetki ve arabuluculuk
Uyarlama davalarının tamamı için tek bir görevli mahkeme yoktur. Görev, uyarlanması istenen sözleşmenin hukuki niteliğine ve tarafların sıfatına göre belirlenir.
| İlişkinin türü | Görevli mahkeme | Dava öncesi arabuluculuk |
|---|---|---|
| Kira ilişkisi | Sulh Hukuk Mahkemesi | HUAK m. 18/B uyarınca kural olarak zorunlu |
| Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili ticari uyuşmazlık | Asliye Ticaret Mahkemesi | Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak/tazminat talebinde TTK m. 5/A incelenir |
| Tüketici işlemi | Tüketici Mahkemesi | TKHK m. 73/A’daki kapsam ve istisnalar incelenir |
| Özel görev kuralına girmeyen sözleşme | Asliye Hukuk Mahkemesi | Uyuşmazlığın ayrıca zorunlu arabuluculuk kapsamına girip girmediği kontrol edilir |
Salt uyarlama talebi yenilik doğurucu nitelikte olabilir. Bunun yanında bedel farkı veya para alacağı isteniyorsa ticari dava şartı arabuluculuk değerlendirmesi değişebilir. Talep paketi görülmeden “ticari olan her uyarlama davasında arabuluculuk zorunludur” şeklinde kesin bir genelleme yapılmamalıdır.
Yetkili mahkeme kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesidir. HMK m. 10 uyarınca sözleşmenin ifa yeri mahkemesi de yetkili olabilir. Geçerli yetki sözleşmesi, taşınmazın aynına ilişkin bir talep veya başka özel yetki kuralı varsa sonuç farklılaşır.
TBK m. 138 özel bir “şu kadar gün içinde dava” süresi öngörmez. Yine de hakların saklı tutulmadan ifa edilmesi, uzun süre sessiz kalınması veya karşı tarafta sözleşmenin aynen sürdüğü yönünde haklı güven yaratılması talebi etkileyebilir. Para alacağı, iade veya tazminat gibi ek taleplerin zamanaşımı süreleri kendi hukuki sebebine göre ayrıca hesaplanır.
Sözleşmenin uyarlanması için hangi belgeler ve deliller gerekir?
Uyarlama davasında genel ekonomik veriler ancak başlangıç noktasıdır. Dosya, olağanüstü olay ile belirli sözleşmenin bozulan dengesi arasındaki bağı göstermelidir.
- Sözleşme ve bütün ekleri: Risk paylaşımı, fiyat, süre, uyarlama ve bildirim hükümlerini gösterir.
- Teklif, keşif ve başlangıç bütçesi: Sözleşme kurulurken hangi maliyetlerin hesaba katıldığını açıklar.
- Fatura, bordro, navlun ve tedarik kayıtları: Gerçekleşen maliyet değişimini somutlaştırır.
- Resmî karar ve duyurular: İdari yasak, güzergâh, kapanma veya başka dış olayı ve tarihini kanıtlar.
- Finansal tablolar ve sözleşme bazlı hesap: Değişimin işletmenin geneline değil, dava konusu edime etkisini gösterir.
- Alternatif teklif ve piyasa verisi: Zararı azaltma imkânını ve gerçekleşen fiyatın piyasa dışı olup olmadığını açıklar.
- Noter, KEP, e-posta ve toplantı tutanakları: Yeniden müzakere talebini, çekinceyi ve karşı tarafın cevabını belgeler.
- Ödeme ve teslim kayıtları: Borcun ifa edilip edilmediğini, hangi tarihte ve hangi çekinceyle yerine getirildiğini gösterir.
Bilirkişi, hukuki olarak TBK m. 138’in gerçekleşip gerçekleşmediğine karar vermez; bu değerlendirme hâkime aittir. Uzman incelemesi maliyet, teknik koşul, piyasa etkisi ve hesaplama gibi özel bilgi gerektiren alanları aydınlatır. Bilirkişiye yalnız sonuç sorusu değil, karşılaştırılabilir veri ve denetlenebilir hesap sunulmalıdır.
Uyarlama davası sürerken ihtiyatî tedbir istenebilir mi?
İhtiyatî tedbir mümkündür; fakat her uyarlama davasında verilmez. HMK m. 389 uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya gecikme yüzünden ciddi zarar doğması tehlikesi yaklaşık olarak ispatlanmalıdır.
Tedbir talebi, nihai uyarlama hükmünü dava başında tamamen elde etmeye dönüşmemelidir. Hangi geçici riskin önleneceği, istenen tedbirin neden ölçülü olduğu ve karşı tarafın zarar ihtimali somutlaştırılmalıdır. Mahkeme teminat isteyebilir.
Dava açılmadan önce tedbir alınmışsa, talep eden taraf kararın uygulanmasını istediği tarihten itibaren iki hafta içinde esas davasını açmalı ve açtığını tedbir dosyasına belgelemelidir. Bu süre ve tebliğ–uygulama adımları somut dosyada dikkatle izlenmelidir.
Yargıtay kararlarından çıkan pratik sonuçlar
Öngörülebilen olayın öngörülemeyen sonuçları: YHGK, 15.02.2023, E. 2021/972, K. 2023/67
Olay: Taşıma ihalesinden sonra alınan UKOME kararıyla yük araçlarının yeni köprü ve daha uzun güzergâhı kullanması zorunlu oldu. Geçiş ve mesafe maliyetleri arttı.
Karar: Yeni köprünün açılmasının bilinmesi, zorunlu güzergâh kararının ve fiyat sonuçlarının önceden bilinebileceği anlamına gelmez. YHGK, TBK m. 138’in öngörülemezlik şartının ilke olarak oluştuğunu; diğer şartların ayrıca araştırılması gerektiğini kabul etti.
Uyarlama bakımından sonucu: Öngörülebilirlik değerlendirmesi yalnız olay başlığına indirgenemez. Olayın biçimi, kapsamı ve sözleşmeye yansıyan sonucu ayrı incelenir. Resmî karar bağlantısı.
Götürü bedelde teknik ve ekonomik inceleme: Yargıtay 15. HD, 14.01.2020, E. 2019/2492, K. 2020/71
Olay: Anahtar teslim inşaatta gerçek zemin ve kaya koşulları sözleşme belgelerindeki öngörüden farklı çıktı; yüklenici götürü bedelin uyarlanmasını istedi.
Karar: Gerçek zorunlu kazı maliyeti ile sözleşmeye göre öngörülen maliyet farkının toplam götürü bedele oranı, şartların olağanüstülüğü ve uyarlama miktarı uzman bilirkişilerce değerlendirilmeliydi. Eksik inceleme nedeniyle karar bozuldu.
Teknik ispat açısından önemi: Götürü bedelli işte ek maliyetin varlığı başlangıçtır; etkinin sözleşmenin bütünü içindeki ağırlığı teknik ve mali verilerle gösterilmelidir. Resmî karar bağlantısı.
Kira tespiti ile uyarlamanın ayrılması: Yargıtay 3. HD, 30.03.2026, E. 2026/1213, K. 2026/1751
Sorun: Enflasyon, satın alma gücü ve emsal kira değişimleriyle TBK m. 138’e dayanılarak kira bedeli uyarlanabilir mi?
Karar: TBK m. 344’te kira tespiti için kullanılan ekonomik ölçütler aynı zamanda m. 138 uyarlama sebebi yapılamaz. Ancak m. 344’ün dışında kalan ve m. 138’in bütün şartlarını taşıyan olağanüstü sebepler varsa uyarlama davası mümkündür.
Kira uyuşmazlıklarına etkisi: Beş yıl dolmadan rayiç artışını “uyarlama” adıyla istemek doğru yol değildir. Olağan kira değişimi ile işlem temelini etkileyen ayrı bir olağanüstü olay gösterilmelidir. Resmî karar bağlantısı.
İhtirazî kayıtsız ifa riski: Yargıtay 3. HD, 16.04.2025, E. 2024/2574, K. 2025/2204
Olay: Kiracı, yeni dönem için bildirilen bedeli ihtirazî kayıt koymadan ödedikten sonra kira bedelinin uyarlanmasını istedi.
Karar: Uyuşmazlığın kira tespiti değil uyarlama olduğu kabul edildi. İhtirazî kayıtsız ödeme ve diğer şartların ispatlanamaması karşısında ret kararı onandı.
İfa ve çekince bakımından sonucu: İfaya devam edilecekse hak saklı tutma beyanı sonradan değil, ilgili ifayla bağlantılı ve ispatlanabilir şekilde yapılmalıdır. Resmî karar bağlantısı.
Örnek olay: uzun süreli tedarik sözleşmesinde beklenmeyen idari karar
Durum: Bir üretici, iki yıl süreyle sabit bedelden ham madde teslimini üstlenir. Sözleşmeden altı ay sonra alınan idari kararla kullanılan liman kapanır ve yüklerin yalnız daha uzak bir limandan taşınmasına izin verilir. Navlun ve iç taşıma gideri ciddi biçimde artar. Üretici teslimi durdurmadan önce karşı tarafa KEP ile bildirim gönderir; uyarlama haklarını saklı tuttuğunu ve maliyet paylaşımı önerisini belirtir.
Değerlendirme: Limanın kapanması borçludan kaynaklanmayan sonradan doğan olaydır. Bunun uyarlamaya yol açıp açmayacağı; sözleşme tarihindeki öngörülebilirlik, alternatif limanın baştan hesaba katılıp katılmadığı, maliyet etkisi, üreticinin alabileceği önlemler ve risk paylaşımına göre belirlenir.
Muhtemel yol: Sözleşme bazlı maliyet tablosu, resmî kapanma kararı, önceki ve yeni navlun teklifleri ile yapılan bildirimler toplanır. Taraflar bedel veya teslim süresi üzerinde yeniden müzakere eder. Anlaşma olmazsa görevli mahkeme ve dava şartı belirlenerek somut bir uyarlama yöntemi talep edilir.
Sonucu değiştirebilecek unsur: Sözleşmede liman değişikliği ve navlun artışının açıkça tedarikçiye bırakılması, alternatif güzergâhın başlangıçta biliniyor olması, maliyet artışının sözleşme dengesi içinde sınırlı kalması veya ifanın çekincesiz tamamlanması sonucu değiştirebilir. Bu örnek, belirli bir uyuşmazlık için sonuç garantisi değildir.
Sık sorulan sorular
Sözleşmenin uyarlanması için maliyetin ne kadar artması gerekir?
Kanunda sabit bir yüzde veya parasal eşik yoktur. Artışın toplam edim, sözleşmenin süresi, başlangıçtaki kâr ve risk dağılımı içindeki etkisi değerlendirilir. İnternette kaynağı gösterilmeyen “yüzde 20” veya başka sabit eşikler genel hukuk kuralı değildir.
Yalnız zarar etmek aşırı ifa güçlüğü sayılır mı?
Yalnız kârın azalması veya sözleşmenin zararla sonuçlanması yeterli olmayabilir. Zarara yol açan olayın olağanüstü ve öngörülemez olması, borçludan kaynaklanmaması ve aynen ifayı dürüstlük kuralına aykırı ölçüde ağırlaştırması gerekir.
Döviz borcu Türk lirasına çevrilebilir mi?
TBK m. 138 yabancı para borçlarına da uygulanır; fakat otomatik kur sabitleme veya Türk lirasına çevirme sonucu doğurmaz. Sözleşme tarihi, para birimi seçimi, kur riski hükmü, tarafların sıfatı ve değişimin etkisi birlikte değerlendirilir. Hâkim uygun uyarlama yöntemini somut olayın dengesine göre belirler.
İhtirazî kayıt e-postayla yapılabilir mi?
E-posta bazı ilişkilerde delil olarak değerlendirilebilir; ancak gönderen, içerik ve ulaşma tarihi tartışılabilir. Sözleşmedeki bildirim hükmü ve tacirler arasındaki şekil kuralları incelenerek noter, KEP veya ispatı daha güçlü bir yöntem tercih edilmesi gerekebilir.
Uyarlama talep ederken ifayı durdurabilir miyim?
Uyarlama talebi, borcu kendiliğinden askıya almaz. İfanın tek taraflı durdurulması temerrüt, tazminat veya cezai şart riski doğurabilir. Geçici koruma gereksinimi varsa sözleşme hükmü, karşı tarafla geçici anlaşma ve ihtiyatî tedbir seçenekleri dosyaya göre değerlendirilmelidir.
Sözleşmede mücbir sebep maddesi yoksa TBK m. 138 uygulanabilir mi?
Sözleşmede özel madde bulunmaması TBK m. 138’i kendiliğinden dışlamaz. Kanundaki şartlar yine incelenir. Özel madde varsa önce olayın o hükmün kapsamına girip girmediği, bildirim ve sonuç düzenlemesi değerlendirilir.
Uyarlama geçmişe etkili olabilir mi?
Uyarlamanın hangi tarihten itibaren sonuç doğuracağı her dosyada aynı değildir. Talep tarihi, karşı tarafa yapılan bildirim, ifa ve çekince kayıtları, dava türü ve hakkaniyet birlikte değerlendirilir. Bu nedenle başvuru ve dava dilekçesinde istenen başlangıç tarihi açık kurulmalıdır.
Kira bedeli emsallerin altında kaldıysa TBK m. 138 davası açılabilir mi?
Yalnız emsal kira ve enflasyon farkı, 2025 ve 2026 tarihli Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararlarına göre TBK m. 344’teki kira tespiti sisteminin konusudur. M. 344 dışında kalan ayrı bir olağanüstü olay m. 138 şartlarını taşıyorsa uyarlama ayrıca değerlendirilebilir.
Tacir olmak uyarlama davasını engeller mi?
Hayır. Tacir de uyarlama isteyebilir; ancak öngörülebilirlik ve alınması gereken tedbirler basiretli iş insanı ölçüsüne göre daha sıkı incelenir. Tacirin hangi riski sözleşmeyle üstlendiği ve profesyonel olarak hangi önlemleri alabileceği önemlidir.
Mahkeme sözleşmeyi istediğim şekilde değiştirir mi?
Hayır. Mahkeme, talebi ve sözleşmenin amacını gözeterek çöken dengeyi en uygun biçimde kurmaya çalışır. İstenen yöntem başlangıçtaki risk paylaşımını aşırı ölçüde tersine çeviriyorsa aynen kabul edilmeyebilir.
Sonuç ve izlenecek yol
Aşırı ifa güçlüğü, her maliyet artışında sözleşmeden çıkış yolu değil; öngörülemeyen olağanüstü değişimin belirli sözleşmede dürüstlük kuralına aykırı ağırlık yarattığı hâller için istisnai bir mekanizmadır. Sağlıklı değerlendirme, olayın adından önce sözleşmenin tarihini, risk paylaşımını, gerçek mali etkiyi ve ifa sırasında hakların korunup korunmadığını inceler.
İlk aşamada şu üç adım öne çıkar:
- Sözleşme, ekler, ödeme/teslim kayıtları ve değişimi doğuran resmî belgeleri tek dosyada toplayın.
- İfaya devam edilecekse uyarlama haklarının nasıl ve ne zaman saklı tutulacağını gecikmeden değerlendirin.
- Somut uyarlama önerisini hazırlayıp görevli mahkeme ve arabuluculuk şartını sözleşme türüne göre belirleyin.
Somut olayınızdaki sözleşme hükümleri, deliller, görevli merci ve talepler farklılık gösterebilir. Belgelerinizin ve izlenecek yolun değerlendirilmesi için Algül Hukuk ile iletişime geçebilirsiniz.
Kaynakça
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu; m. 136–138, 344 ve 480
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu; m. 2, 4, 6, 10 ve 389–399
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu; m. 4, 5, 5/A ve 18/2
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu; m. 18/B
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.02.2023, E. 2021/972, K. 2023/67
- Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 14.01.2020, E. 2019/2492, K. 2020/71
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 10.03.2025, E. 2024/1083, K. 2025/1439
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 16.04.2025, E. 2024/2574, K. 2025/2204
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 30.03.2026, E. 2026/1213, K. 2026/1751
- Esra Kaşak, “Yargıtay Kararları Işığında TBK m. 138 Hükmünün Tacir Bakımından Uygulanabilirliği”, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, 2024

