Sözleşme Hukuku

Borçlunun Temerrüdü Nedir? İhtar, Ek Süre, Temerrüt Faizi ve Alacaklının Seçimlik Hakları

By 9 Eylül 2026Eylül 11th, 2026No Comments1 min read
Borçlunun temerrüdü kapsamında ödeme ve faiz hesabını gösteren hesap makinesi ve mali belgeler

Sözleşme Hukuku

Borçlunun Temerrüdü Nedir? İhtar, Ek Süre, Temerrüt Faizi ve Alacaklının Seçimlik Hakları

Borçlunun ne zaman temerrüde düştüğünü; ihtar, ek süre, faiz başlangıcı, aşkın zarar ve alacaklının seçimlik haklarıyla birlikte açıklayan kapsamlı rehber.

Avukat Fatih Algül

Av. Fatih Algülİstanbul Barosu · Sicil No: 96258

Yayımlandı: 9 Eylül 2026Yaklaşık 21 dakika okuma

Borçlunun temerrüdü kapsamında ödeme ve faiz hesabını gösteren hesap makinesi ve mali belgeler

Bu rehberde

  • Temerrüdün şartları
  • İhtar ve ek süre
  • Faiz ve aşkın zarar
  • Seçimlik haklar
  • Kararlar ve deliller

Doğrudan cevap: Borçlunun temerrüdü, vadesi gelmiş ve hâlâ ifası mümkün bir borcun zamanında yerine getirilmemesi üzerine, kanundaki şartların oluşmasıyla ortaya çıkar. Kural olarak alacaklının ihtarı gerekir; ancak ifa günü usulünce belirlenmişse ihtar aranmaksızın temerrüt doğabilir. Temerrüt, para borcunda faiz; diğer edimlerde gecikme zararı ve karşılıklı sözleşmelerde belirli şartlarla seçimlik haklar bakımından önem taşır.

Kısa cevap özeti: Bir borcun muaccel olması, borçlunun her durumda aynı anda temerrüde düştüğü anlamına gelmez. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 117 uyarınca kural, muaccel ve ifası mümkün borç için alacaklının açık ifa talebinin borçluya ulaşmasıdır. Tarafların ifa gününü açıkça belirlediği hâllerde ayrıca ihtar gerekmeyebilir. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ise temerrüt ihtarı, sözleşmeden dönme veya ifadan vazgeçme hakkına geçmek için çoğu zaman tek başına yeterli değildir; borçluya işin niteliğine uygun ek süre verilmesi gerekir. Para borçlarında temerrüt faizi kusur aranmadan istenebilir. Gecikme yüzünden doğan daha geniş zarar, dönme, ifadan vazgeçme, cezai şart veya aşkın zarar taleplerinde ise sözleşme, bildirim, tebliğ ve zarar belgeleri birlikte değerlendirilir.

Borçlunun temerrüdü ne demektir?

Temerrüt, borcun hiç doğmamış olması veya imkânsızlaşması değil; borçlunun gecikmesidir. Borç vardır, ifa zamanı gelmiştir ve edim hâlâ yerine getirilebilir. Buna rağmen borçlu edimini zamanında yerine getirmezse, kanunun aradığı bildirim ve diğer koşullar da mevcut olduğunda temerrütten söz edilir.

Bu ayrım uygulamada önemlidir. Örneğin bir yüklenicinin teslim edeceği özel makine henüz üretilebilir durumdaysa mesele çoğu zaman gecikme ve temerrüttür. Makinenin üretimi objektif olarak imkânsız hâle gelmişse, borca aykırılığın başka sonuçları gündeme gelir. Aynı şekilde yalnızca ödeme gününün gelmiş olması da her olayda temerrüt tarihini göstermez; özellikle ihtar gerekip gerekmediği ayrıca belirlenir.

Temerrüdün kurulması için esasen şu dört başlık incelenir:

KontrolNe aranır?Uygulamadaki anlamı
Borcun varlığıGeçerli bir sözleşme, kanundan doğan borç veya başka borç kaynağıİmzalı sözleşme, sipariş, fatura, yazışma ve teslim belgesi birlikte okunur.
MuacceliyetAlacaklının ifayı isteme zamanının gelmesiVade, taksit planı, teslim günü veya koşulun gerçekleşmesi belirlenir.
İfa imkânıEdimin gecikmiş olsa da hâlâ yerine getirilebilir olmasıİmkânsızlık ile geç ifa birbirinden ayrılır.
Temerrüt sebebiKural olarak ihtarın ulaşması; istisnada belirli günün gelmesiBildirimin içeriği ve tebliğ kaydı çoğu uyuşmazlıkta belirleyicidir.

Borçlunun kusuru, temerrüdün doğumu için her zaman aranan bir unsur değildir. Kusur özellikle para dışındaki edimlerde gecikme zararından sorumluluk tartışılırken önem kazanır. Buna karşılık para borçlusundan, kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın temerrüt faizi istenebilir. Bu nedenle “kusurum yoktu, hiç faiz işlemez” yaklaşımı kural olarak doğru değildir.

Alacaklı da ifayı kabul etmeye hazır olmalıdır. Borçlu, karşı edim henüz sunulmadığı için kanundan veya sözleşmeden doğan bir ödemezlik def’ine dayanabiliyorsa, somut olayın temerrüt bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Temerrüt değerlendirilirken borçlunun gecikmesi kadar tarafların edim sırası da dikkate alınır.

Borçlu ne zaman temerrüde düşer?

TBK m. 117’nin temel kuralı, muaccel bir borcun borçluya yapılan ihtarla temerrüde düşmesidir. İhtar, “borcunuzu hatırlatıyorum” türünden belirsiz bir serzenişten ibaret olmamalı; borçludan hangi edimin yerine getirilmesinin istendiğini ciddi ve anlaşılır biçimde göstermelidir. İhtarın hüküm doğurması bakımından gönderilme günü değil, kural olarak borçluya ulaştığının veya tebliğ edildiğinin ispatı önemlidir.

Taraflar ifa gününü birlikte ve açıkça belirlemişse, o günün gelmesiyle ihtara gerek olmadan temerrüt oluşabilir. Kanun ayrıca haksız fiilden doğan borçlarda fiilin işlendiği; sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşenin iyiniyetli olmadığı tarihten itibaren temerrüt hükümlerinin uygulanacağını düzenler. Sözleşmede bir tarih yazması ise tek başına kesin vade bulunduğunu göstermez. Tarihin niteliği, ödeme mekanizması, sözleşme amacı ve tarafların anlaşması birlikte değerlendirilir.

Olayİhtar gerekir mi?Muhtemel temerrüt başlangıcıBaşlıca ispat aracı
“Bedel 15 Ekim 2026’da ödenecektir” şeklinde açık günKural olarak gerekmezAçık ifa gününün geçmesiSözleşme ve vade hükmü
“Onaydan sonra 30 gün içinde ödeme”Çoğu kez değerlendirme gerekirİhtarın ulaştığı veya şartların kesinleştiği tarihOnay kaydı, ihtarname, tebliğ
Vade yazmayan hizmet bedeliGenellikle gerekirİhtarın borçluya ulaştığı tarihFatura, sözleşme, KEP/noter kaydı
Önceden ihtar yokken icra takibiTakip talebi bir bildirim işlevi görebilirSomut talep ve tebliğ tarihine göreÖdeme emri ve tebliğ mazbatası
Haksız fiil kaynaklı tazminatTBK m. 117/2 özel kuralı uygulanırFiil tarihiOlay ve tespit belgeleri

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli iki kararı bu ayrımı görünür kılar. Hakedişin “onaydan sonra 30 gün” ya da “30 ve 90 günlük süreç” sonunda ödeneceğini belirten düzenlemeler, takvimde kesin ödeme gününü göstermediği için her olayda ihtarsız temerrüt yaratacak nitelikte görülmemiştir. Önceden ihtar yoksa, icra takibinin tebliği temerrüt başlangıcında önem kazanabilmektedir. Bu nedenle özellikle yüksek tutarlı işlerde yalnızca faturaya veya sözleşmeye vade yazılmasıyla yetinilmemelidir.

Temerrüt ihtarı nasıl hazırlanır?

İhtarın amacı, borçluya borcun artık istenebilir olduğunu ve alacaklının ifa beklediğini açıkça bildirmektir. Her uyuşmazlığa uygulanabilecek tek bir ihtar metni yoktur. Borcun kaynağı ve talep edilen edim açıkça belirtilmeli; ifa talebi tereddüde yer bırakmamalıdır. Borcu ve talebi açıkça ayırmayan bir ihtar, daha sonra faiz başlangıcı veya seçimlik haklar konusunda tartışma yaratabilir.

Sağlam bir ihtar metninde çoğunlukla şu unsurlar bulunur:

  1. Taraflar ile sözleşmenin veya borcun kaynağı belirtilir.
  2. İfa edilmemiş edim, para borcunda ana para ve hesap dönemi mümkün olduğunca açık yazılır.
  3. Muacceliyetin dayanağı ve varsa vade açıklanır.
  4. Borcun yerine getirilmesi açıkça istenir; yalnız “gereğinin yapılması” denilmesiyle yetinilmez.
  5. Ek süre de verilecekse, bunun son günü veya objektif biçimde hesaplanabilir süresi ayrıca gösterilir.
  6. Tebliğ ve ulaşma delili korunur.

Noter aracılığıyla ihtar, KEP veya iadeli taahhütlü mektup tercih edilmesi her ilişki için zorunlu değildir; fakat ispat gücü bakımından önem taşıyabilir. Tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe veya dönmeye ilişkin ihbar ve ihtarların Türk Ticaret Kanunu m. 18/3 çerçevesindeki şekillerle yapılması ayrıca gözetilmelidir. E-posta ve mesaj kayıtları, muhataba ulaştığı ve içeriği ispatlanabildiği ölçüde değerlendirilebilir. Yine de uygun bildirim yönteminin baştan seçilmesi daha sağlıklıdır.

Uyarı: İnternetteki genel ihtarname örnekleri, sözleşmedeki vade, karşı edim, cezai şart ve seçimlik hak düzenlemelerini görmeden kullanılmamalıdır. Özellikle dönme veya ifadan vazgeçme ihtimali bulunan ilişkilerde bildirim dili, sonradan açılabilecek davanın kapsamını etkileyebilir.

Kısmi ödeme yapılmışsa, ihtar kalan borcu ve hesaplama temelini göstermelidir. Alacak miktarı tartışmalıysa, tartışmasız kısım ile hesap yönteminin ayrılması daha sağlıklıdır. İhtar talebi netleştirmelidir; hesabı gösterilemeyen kalemlerin kesin borç gibi yazılması ayrıca tartışma doğurabilir.

İhtar ile ek süre arasındaki fark nedir?

İhtar ile ek süre aynı şey değildir; hukuki işlevleri farklıdır. İhtar, kural olarak borçluyu temerrüde düşürmeye yarar. Ek süre ise karşılıklı borç yükleyen sözleşmede alacaklının TBK m. 125’teki bazı seçimlik haklara geçebilmesi için borçluya tanınan son ifa fırsatıdır.

ÖlçütTemerrüt ihtarıEk süre
Temel dayanakTBK m. 117TBK m. 123
Ana işlevBorçlunun ifayı geciktirdiğini hukuken belirginleştirmekİfa edilmezse daha ileri seçimlik haklara geçişi sağlamak
ZamanıMuaccel borç yerine getirilmediğindeTemerrüt sonrası; uygun kurulmuşsa aynı bildirim içinde de yer alabilir
İçerikAçık, ciddi ifa talebiİşin niteliğine uygun ve belirli ya da hesaplanabilir son süre
SonuçFaiz veya gecikme zararını başlatabilirSüre sonuçsuz kalırsa TBK m. 125 seçeneklerini gündeme taşır

Tek bildirim hem ihtar hem ek süre işlevi görebilir. Aynı bildirim kullanılacaksa ifa talebi, verilen son süre ve bu sürede ifa gerçekleşmezse doğacak sonuçlar açıkça belirtilmelidir. “Derhal ödeyin” ifadesi, bazı para borçlarında ihtar olarak yeterli görülebilse bile, her karşılıklı sözleşmede uygun ek süre yerine geçmez.

Uygun sürenin kaç gün olduğu için evrensel bir rakam yoktur. Hazır bulunan bir malın teslimi için kısa süre makul olabilirken, teknik üretim, proje tamamlama veya izin süreci gerektiren işte daha uzun bir süre gerekebilir. Verilen süre, borçluya makul bir ifa imkânı sağlamalı ve alacaklı açısından gereksiz belirsizlik yaratmamalıdır.

Hangi hâllerde ek süre vermek gerekmez?

TBK m. 124, ek süre verilmesinin amacını yitirdiği veya gereksiz olduğu bazı hâlleri düzenler. Borçlunun hâl ve tutumundan ek sürenin etkisiz kalacağının anlaşılması, gecikme yüzünden ifanın alacaklı için yararsızlaşması ya da belirli zamanda ifanın sözleşme gereği zorunlu olduğunun anlaşılması bu istisnaların merkezindedir.

Örneğin düğün günü için kararlaştırılan sahne kurulumu, belirli bir fuara yetişmesi gereken stant veya yalnız belirli tarihte değer taşıyan teslim, gecikince alacaklı için yararsızlaşabilir. Buna rağmen sözleşmede takvim günü bulunması tek başına yeterli değildir. Tarihin işin amacı bakımından neden belirleyici olduğu, tarafların bunu nasıl kararlaştırdığı ve geç ifanın gerçekten faydasızlaşıp faydasızlaşmadığı ortaya konulmalıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13 Şubat 2020 tarihli kararında, birleşme işlemi için belirlenen denetim raporlarının zamanında verilmemesi ve son anda yeni koşul ileri sürülmesi birlikte değerlendirilmiştir. Somut olayda vadenin işlemin amacı için belirleyici olduğu ve ek sürenin etkisiz kalacağı kabul edilmiştir. Karar, TBK m. 124 değerlendirmesinde sözleşmenin amacı, belirlenen tarih ve borçlunun tutumunun birlikte ele alınması gerektiğini gösterir.

Ek süre vermeme istisnasına dayanılacaksa, bildirimde olayın gerekçesi mümkün olduğunca somut yazılmalıdır. Yalnızca “süre vermeye gerek yoktur” denilmesi yeterli olmayabilir. Teslim tarihinin neden esaslı olduğu, gecikmenin hangi imkânı ortadan kaldırdığı ve borçlunun önceki açıklamalarının neden ifa beklentisini anlamsız hâle getirdiği belgelenmelidir.

Temerrüdün genel sonuçları nelerdir?

Temerrüt, alacaklının aynen ifa talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Alacaklı çoğu durumda edimin hâlâ yerine getirilmesini isteyebilir. Para borcunda bu sonuç temerrüt faiziyle, para dışındaki edimlerde ise şartları varsa gecikme tazminatıyla tamamlanır.

TBK m. 118 uyarınca borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe gecikmeden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Bu zarar, örneğin geç teslim nedeniyle başka tedarikçiden daha pahalı hizmet alma, kiralama süresinin uzaması veya doğrudan gecikmeye bağlı başka maliyetlerden oluşabilir. Zarar kalemi ile gecikme arasındaki bağ belgelerle kurulmalıdır.

TBK m. 119 ayrıca temerrüde düşen borçlunun, temerrüt sırasında beklenmedik hâl sebebiyle doğan zarardan da kural olarak sorumlu olacağını düzenler. Borçlu, temerrüt olmasaydı beklenmedik hâlin de zarara yol açacağını ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir. Bu hüküm, özellikle teslimi geciktirilen belirli bir malın sonradan zarar görmesi gibi olaylarda önem kazanır.

Para borcu ile para dışı edim arasındaki ayrımı korumak gerekir. Para borcunda kanunun özel sonucu temerrüt faizidir. Teslim, yapma veya verme borcunda ise gecikme zararı çoğu zaman ayrı kalemler hâlinde açıklanır. Aynı ekonomik kaybın hem faiz hem tazminat adı altında iki defa istenmesi mümkün değildir.

Temerrüt faizi ne zaman başlar ve nasıl belirlenir?

Para borcunda temerrüt faizi, borçlunun temerrüde düştüğü tarihten itibaren istenir. Alacaklının bu faiz için ayrıca zararını veya borçlunun kusurunu kanıtlaması gerekmez. Ancak başlangıç günü, faiz türü ve oran doğru kurulmalıdır; bu nedenle “vade geçtiyse faiz mutlaka o gün başlar” şeklinde genel bir kabul risklidir.

TBK m. 120, para borçlarında temerrüt faizine ilişkin temel çerçeveyi çizer. Sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa, uygulanacak oran faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükteki mevzuata göre belirlenir. Sözleşmede akdî faiz var fakat temerrüt faizine yer verilmemişse veya sözleşmesel oran sınırları tartışılıyorsa, TBK m. 120 ile 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, işlemin niteliğiyle birlikte ele alınır.

31 Temmuz 2026’dan sonraki kanunî faiz yöntemi

7589 sayılı Kanun’un 10. ve 26. maddeleriyle 3095 sayılı Kanun m. 1’de değişiklik yapılmış ve yeni yöntem 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir. Sözleşmeyle oran kararlaştırılmamışsa kanunî faiz, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık gününde kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde seksenidir. Cari yılın 30 Haziran günündeki oran, önceki yılın 31 Aralık günündeki orandan en az beş puan farklıysa ikinci yarıda 30 Haziran oranının yüzde sekseni uygulanır.

Uygulanacak oran, ilgili tarih ve resmî kaynak üzerinden kontrol edilmelidir. TCMB’nin güncel resmî tablosunda 20 Aralık 2025’ten itibaren reeskont oranı %38,75’tir. Bu oran hem 31 Aralık 2025’te hem de 30 Haziran 2026’da geçerli olduğundan, 9 Eylül 2026 itibarıyla örnek aritmetik şöyledir: %38,75 × %80 = %31. TCMB tablosundaki oran değişiklikleri ile 30 Haziran eşiği, sonraki dönemlerde farklı sonuç yaratabilir.

Yayın günü doğrulaması — 9 Eylül 2026: TCMB reeskont ve avans faiz oranları tablosunda son reeskont oranı %38,75 olarak görünmektedir. %31, 3095 sayılı Kanun m. 1’deki yüzde seksen formülünün bu orana uygulanmasıyla bulunan genel kanunî faiz oranıdır. Her alacak bakımından temerrüt tarihi, işlem türü ve özel hükümler ayrıca değerlendirilmelidir.

Borç ilişkisiÖncelikle bakılacak düzenlemeBaşlangıçDikkat edilmesi gereken
Sözleşmesel oran yok, Türk lirası para borcuTBK m. 120 ve 3095 sayılı KanunTemerrüt tarihiYeni yöntemde ilgili 31 Aralık/30 Haziran oranı kontrol edilir.
Akdî faiz kararlaştırılmış borçSözleşme, TBK m. 120 ve emredici sınırlarTemerrüt tarihiAkdî faiz ile temerrüt faizi birbirinden ayrılır.
Ticari iş3095 sayılı Kanun m. 2; gerektiğinde TTK m. 1530Temerrüt tarihi veya özel kuralTTK m. 1530 her ticari görünen ilişkiye otomatik uygulanmaz.
Mal veya hizmet tedarikinde geç ödemeTTK m. 1530Özel kanuni koşullara göreTarafların sıfatı ve işlemin kapsamı ayrıca incelenir.
Yabancı para borcu3095 sayılı Kanun m. 4 ve sözleşmeTemerrüt tarihiBorcun para cinsi ve sözleşme hükmü belirleyicidir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E. 2023/4120, K. 2025/299 sayılı kararında, borçlunun belediye olması nedeniyle TTK m. 1530’un tacirler arası özel rejimi uygulanmamıştır. Kararda, yalnızca ilişkinin ticari nitelikte olmasının yeterli olmadığı; borçlunun sıfatı ile TTK m. 1530 koşullarının ayrıca incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Temerrüt faizi zararı karşılamazsa aşkın zarar istenebilir mi?

TBK m. 122, temerrüt faizini aşan zarar için ayrı bir talep imkânı tanır. Bu talepte alacaklının yalnız faizi aşan bir zarar bulunduğunu değil, zarar ile temerrüt arasındaki nedensellik bağını ve borçlunun temerrütteki kusurunu da tartışmaya açması gerekir. Borçlu kusursuzluğunu ispatlayamazsa sorumluluk doğabilir. Bu nedenle aşkın zarar talebinde, temerrüt faizine göre daha kapsamlı ve uyuşmazlığa özgü bir ispat gerekir.

Uzun süre tahsil edilemeyen para alacaklarında enflasyon, kur ve satın alma gücü kaybı aşkın zarar tartışmasının merkezindedir. Bununla birlikte bu konuda güncel içtihat henüz tek yönde ilerlememektedir. Bu nedenle kararlar, uyuşmazlığın gerçekleştiği dönem ve eldeki deliller göz önünde bulundurularak okunmalıdır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12 Mart 2024 tarihli, E. 2023/1897 ve K. 2024/1099 sayılı kararında; uzun süre sonra faiziyle tahsil edilen alacak için genel enflasyon, kur hareketi ve satın alma gücü kaybı olgularının tek başına alacaklıya özgü somut zararı kanıtlamadığı belirtilmiştir. Daire, temerrüt, faizi aşan zarar, kusur ve nedensellik koşullarını somutlaştıran delillere vurgu yapmıştır.

Bu kararın dayandığı uyuşmazlık daha sonra Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun Caner Şafak kararına konu olmuştur. AYM, 8 Temmuz 2025 tarihli ve B. No: 2024/41763 sayılı kararında, özel hukuk alacağının enflasyon karşısında değer kaybını giderecek etkili bir hukuk yolunun bulunmaması nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. AYM bu kararı pilot karar olarak vermiş; sorunun yapısal niteliğini değerlendirerek konuyu çözüm amacıyla TBMM’ye bildirmiştir. Bu nedenle karar, “enflasyon farkı her dosyada otomatik olarak aşkın zarardır” anlamına gelmez; fakat genel ekonomik değer kaybını kişiye özgü ek delille ispatlamayı zorlaştıran yaklaşımın anayasal düzeyde etkili başvuru sorunu yaratabildiğini gösterir.

Bu tartışmaya Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 18 Mayıs 2026 tarihli, E. 2026/172 ve K. 2026/2155 sayılı kararı yeni bir boyut eklemiştir. Daire, yüksek enflasyon döneminde soyut yönteme ya da sepet hesabına dayanan değerlendirmenin bütünüyle dışlanamayacağını; yalnız somut delil bulunmadığı gerekçesiyle ret sonucuna gidilmesinin yeterli olmayabileceğini belirterek ret kararını bozmuştur. Bu karar her aşkın zarar talebinin kabul edileceği anlamına gelmez. Bununla birlikte ispatın yalnızca bireysel fatura veya yatırım belgesiyle sınırlı tutulup tutulamayacağı tartışması sürmektedir.

Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, aşkın zarar talebinin otomatik ve oran bazlı bir ek faiz talebi olarak ileri sürülmemesi gerekir. Alacaklı; ekonomik değer kaybını açıklayan hesap, ödeme ve tahsilat zaman çizelgesi, finansman maliyeti, ikame işlem, piyasa verisi ile dosyaya uygun diğer delilleri hazırlamalıdır. Talebin dönemi, alacağın niteliği ve o dönemdeki içtihat bu noktada önem taşır. 31 Temmuz 2026’da değişen kanunî faiz yöntemi de TBK m. 122 içtihadındaki bütün tartışmaları kendiliğinden bitirmiş sayılmaz.

Karşılıklı sözleşmede alacaklının seçimlik hakları nelerdir?

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklı, uygun ek süre vermiş ve bu süre sonuçsuz kalmışsa TBK m. 125’teki seçeneklerden birini kullanabilir. Bu aşamada aynı anda birbirini dışlayan talepleri ileri sürmek yerine, seçimin açık biçimde yapılması gerekir.

  1. Aynen ifa ve gecikme tazminatı: Alacaklı edimin hâlâ yerine getirilmesini ister; gecikmeden kaynaklanan zararını da koşulları varsa talep eder.
  2. İfadan vazgeçme ve müspet zarar: Alacaklı artık edimin ifasını istemez; sözleşme gereği ifa edilseydi malvarlığının ulaşacağı durum ile mevcut durum arasındaki zararı talep eder.
  3. Sözleşmeden dönme ve menfi zarar: Alacaklı sözleşme ilişkisini geçmişe etkili olarak çözmeyi seçer; şartları varsa güven zararını, yani sözleşmeye güvenmeseydi uğramayacağı kayıpları isteyebilir.

Bu ayrımda kullanılan kavramların ve sürekli edimli sözleşmelerdeki fesih sonucunun daha ayrıntılı açıklaması için sözleşmeden dönme ve fesih arasındaki farklar rehberine bakılabilir. Özellikle kira, hizmet, dağıtım veya uzun süreli tedarik ilişkilerinde TBK m. 126’daki fesih düzenlemesi ile dönme arasında sonuç farkı bulunur.

Seçimlik hakkın borçluya gecikmeksizin bildirilmesi uygulamada önem taşır. Bildirimde hangi seçimlik hakkın kullanıldığı açıkça gösterilmeli; varsa terditli talepler birbirine karıştırılmadan ayrıca belirtilmelidir. Seçim, iade borcunu, talep edilebilecek zarar türünü ve faiz başlangıcını etkileyebilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 11 Aralık 2023 tarihli, E. 2023/5304 ve K. 2023/3628 sayılı kararında, dönme iradesinin ilk kez davayla açıklandığı olayda iade alacağına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmüştür. Daire ayrıca aynen ifaya bağlı gecikme cezasının dönmeyle birlikte istenemeyeceğini kabul etmiştir. Bu nedenle seçimlik hak, talep edilecek para kalemlerinin hukuki temelini de doğrudan etkiler.

Cezai şart varsa temerrüt ve tazminat nasıl etkilenir?

Cezai şartın varlığı, temerrüt hükümlerini otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Önce cezanın hangi ihlale bağlandığı okunmalıdır: geç ifa, hiç ifa etmeme, belirli tarihe uyulmaması veya sözleşmenin başka bir ihlali için ayrı düzenleme yapılmış olabilir. Cezai şartın hangi ihlale bağlandığı, faiz ve diğer zarar talepleriyle birlikte ileri sürülüp sürülemeyeceğini etkiler.

Gecikmeye bağlanan ceza, alacaklının aynen ifa talebini sürdürdüğü yapıda farklı işlev görebilir. Buna karşılık sözleşmeden dönme seçilmişse, aynen ifaya bağlı gecikme cezasının aynı talep paketi içinde kalıp kalamayacağı sözleşme hükmü ve cezanın amacı üzerinden incelenir. Aynı zarar iki ayrı başlık altında iki kez tahsil edilemez. Cezanın türü, tenkisi ve talep sınırları için cezai şartın türleri ve indirilmesi yazısındaki ayrımlar yol göstericidir.

Temerrüt iddiası için hangi belgeler saklanmalıdır?

Temerrüt iddiasında borcun varlığı, bildirimin ulaştığı tarih ve ileri sürülen zarar belgelerle ortaya konulabilmelidir. Dava veya icra aşamasını beklemeden aşağıdaki belgelerin asıllarını, güvenli kopyalarını ve mümkünse tarihçesini saklamak yararlıdır.

  • İmzalı sözleşme ve ekleri: Borcun kaynağını, edimi, vade ve cezai şart düzenlemelerini gösterir.
  • Sipariş, teslim ve vade planı: İfa gününün açıkça belirlenip belirlenmediğinin değerlendirilmesini sağlar.
  • Fatura, dekont ve hesap ekstresi: Ödenen, ödenmeyen ve kısmen ödenen tutarları ayırır.
  • Teslim, kabul, ayıp ve eksik iş tutanakları: Edimin hangi aşamada kaldığını veya ifanın gereği gibi yapılıp yapılmadığını gösterir.
  • Noter, KEP ve posta tebliğ kayıtları: İhtarın içeriğini ve borçluya ulaştığı tarihi ispatlar.
  • E-posta ve mesajların aslı/üst verisi: Tarafların vade, erteleme, ifa engeli veya kabul beyanlarını destekleyebilir.
  • Zarar belgeleri: İkame tedarik faturası, finansman belgesi, kiralama kaydı, fiyat teklifi veya hesap raporu gecikme ve aşkın zarar iddiasını somutlaştırabilir.

Ekran görüntüsü tek başına her zaman yeterli olmayabilir. Mesajın kimden geldiği, bütünlüğü ve tarihi tartışmalı hâle gelebileceğinden; özgün dosyayı, e-posta başlıklarını, KEP kayıtlarını ve platformun dışa aktarma imkânlarını korumak daha güvenlidir. Delil elde edilirken haberleşmenin gizliliği ve kişisel verilerle ilgili kurallara da uyulmalıdır.

Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları ne söylüyor?

Belirsiz vade kaydı ve ihtar: Yargıtay 6. HD, 12.03.2025, E. 2025/323, K. 2025/995

Uyuşmazlık: Peyzaj işini yapan yüklenici, hakedişlerin geç ödenmesi sebebiyle zarar ve faiz istedi. Sözleşmede 30 ve 90 günlük ödeme süreçleri vardı; fakat bunlar takvimde kesin bir ödeme gününü göstermiyordu.

Dairenin değerlendirmesi: Bu kayıtlar kesin vade olarak görülmedi. Önceden ihtar bulunmadığı için temerrüdün sürelerin sonunda doğmadığı ve temerrüt öncesi aşkın zarar talebinin kabul edilemeyeceği belirtildi.

Pratik karşılığı: Vade ifadesinin yazılı olması yeterli olmayabilir. İhtarın gerekli olup olmadığı, kayıtların kesin gün gösterip göstermediğine göre ayrıca belirlenir. Resmî karar bağlantısı.

İcra takibi ve ticari özel rejimin sınırı: Yargıtay 6. HD, 03.02.2025, E. 2023/4120, K. 2025/299

Dosyanın konusu: Yapım işinde hakediş geç ödenmiş, alacaklı takip öncesi faiz istemişti. Ödeme süreci onaydan sonra farklı süreler öngörüyor ancak kesin bir takvim günü vermiyordu.

Karar: Önceden ihtar olmadığı için temerrüdün icra takibiyle başladığı kabul edildi. Borçlu belediye tacir olmadığı için TTK m. 1530’un özel düzenlemesi uygulanmadı.

Neden önemli? Muacceliyet, temerrüt ve ticari özel faiz rejimi aynı soru değildir; her biri için ayrı koşul aranır. Resmî karar bağlantısı.

Ek sürenin etkisiz kalması: Yargıtay HGK, 13.02.2020, E. 2017/125, K. 2020/135

Olayın özeti: Birleşme protokolü kapsamında denetim raporları kararlaştırılan tarihte verilmedi; son aşamada ek gizlilik belgesi istendi.

HGK’nin yaklaşımı: Tarihlerin işlem amacı için belirleyici olduğu ve borçlunun tutumu karşısında ek sürenin etkisiz kalacağı kabul edildi. Dönme ile bağlantılı iade ve menfi zarar yönünden inceleme yapıldı.

Temerrüt açısından sonucu: TBK m. 124 istisnası, takvimde tarih bulunmasına değil; vadenin amacı ve gecikmenin sonuçlarına dayanır. Resmî karar bağlantısı.

Aşkın zarar tartışması: Yargıtay 3. HD, AYM Caner Şafak ve Yargıtay 6. HD

Kararların arka planı: 2024 tarihli Yargıtay 3. HD kararı, yıllar sonra faiziyle tahsil edilen para alacağı için istenen aşkın zararı ele aldı. Aynı uyuşmazlık AYM’nin Caner Şafak pilot kararına taşındı. 2026 tarihli Yargıtay 6. HD kararı ise yüksek enflasyonlu dönemde soyut yöntem/sepet hesabı bağlamında verilen bir ret kararını inceledi.

Yaklaşımların ayrıldığı nokta: 3. HD, genel enflasyon verisini tek başına yeterli görmeyip somut zarar ve nedensellik deliline vurgu yaptı. AYM, bu alanda etkili hukuk yolu bulunmamasını hak ihlali sayarak pilot karar usulünü uyguladı. 6. HD ise salt somut delil yokluğu ile ret kararı verilmesini yeterli görmeyip kararı bozdu.

Uygulamadaki çıkarım: Aşkın zarar talebi; alacağın türü, ilgili dönem, eldeki deliller ve güncel içtihat birlikte değerlendirilerek kurulmalıdır. Talep ne kategorik olarak reddedilebilir ne de kendiliğinden kabul edilmiş sayılabilir. 3. HD kararı, Caner Şafak kararı ve 6. HD kararı birlikte okunmalıdır.

Örnek olay: teslim edilmeyen sözleşme konusu

Durum: Bir şirket, fuarda kullanmak üzere özel üretim ekipmanı 1 Ekim’de teslim edilmek şartıyla sipariş eder. 1 Ekim geçtiğinde yüklenici yalnız üretimin devam ettiğini, teslimi iki hafta sonra yapabileceğini bildirir. Sözleşmede teslim tarihi yazılıdır; fakat “bu tarihten sonra teslim kabul edilmez” şeklinde bir hüküm yoktur.

Değerlendirme: İlk soru, 1 Ekim’in sözleşmenin amacı bakımından kesin vade oluşturup oluşturmadığıdır. Fuarın başlangıç günü ve ekipmanın yalnız o tarihte değer taşıdığı açıkça sözleşmeye yansıtılmışsa, ek süre istisnası tartışılabilir. Ancak fuar sonrasındaki kullanım hâlâ ekonomik değer taşıyorsa, alacaklının doğrudan dönme yerine uygun kısa ek süre vermesi gerekebilir.

Muhtemel yol: Alacaklı, sözleşmeye ve fuar tarihine atıfla teslimi açıkça ister; örneğin işin niteliğine uygun son teslim günü verir. Aynı bildirimin ihtar ve ek süre işlevlerini taşıması isteniyorsa, sonucun ne olacağı anlaşılır biçimde yazılır. Süre sonuçsuz kalırsa, aynen ifa ile gecikme zararını mı isteyeceği, ifadan vazgeçip müspet zarar mı talep edeceği, yoksa dönme yoluna mı gideceği sözleşme ve zarar belgelerine göre değerlendirilir.

Değişebilecek unsur: Fuarın sözleşmede açıkça esaslı tarih olarak gösterilmesi, yüklenicinin daha önce kesin biçimde teslim etmeyeceğini açıklaması, ekipmanın başka tedarikçiden acilen bulunabilmesi veya ceza koşulu bulunması sonucu önemli ölçüde değiştirebilir. Örnekteki değerlendirme, somut uyuşmazlığın koşullarına göre değişebilir.

Sık sorulan sorular

Borçluya ihtar çekmeden faiz istenebilir mi?

Evet, ifa günü taraflarca açıkça belirlenmişse veya kanundaki özel hâl söz konusuysa ihtar aranmadan temerrüt faizi istenebilir. Vade kaydı kesin gün göstermiyorsa ya da muacceliyet başka bir işleme bağlıysa, ihtar ve tebliğ tarihi genellikle önem kazanır.

Faturadaki vade tarihi temerrüt için tek başına yeterli midir?

Her zaman yeterli değildir. Faturadaki kayıt, sözleşme, taraflar arasındaki uygulama ve vadenin nasıl belirlendiğiyle birlikte değerlendirilir. Kesin vade bulunup bulunmadığı tereddütlüyse, ispatlanabilir ihtar gönderilmesi hak kaybı riskini azaltır.

WhatsApp mesajı veya e-posta ihtar sayılır mı?

Mesajın borçluya ulaştığı ve içeriğinin açık olduğu ispatlanabilirse temerrüt değerlendirmesinde dikkate alınabilir. Ancak tacirler arasındaki bazı bildirimlerde TTK m. 18/3’teki şekil kuralları ayrıca uygulanır; yüksek tutarlı ve dönüşü zor işlemlerde KEP, noter veya usulüne uygun posta yöntemleri daha güvenli delil sağlar.

İcra takibi borçluyu temerrüde düşürür mü?

Takip, borçluya yöneltilmiş açık bir ödeme talebi işlevi görebilir. Önceden geçerli bir ihtar yoksa temerrüt tarihi, takip talebinin içeriği ve ödeme emrinin tebliğ tarihi üzerinden belirlenebilir. Somut sözleşmedeki kesin vade ve özel faiz hükmü yine ayrıca incelenir.

Ek süre kaç gün olmalıdır?

Kanunda tüm işler için geçerli sabit bir gün sayısı yoktur. Süre, borcun niteliğine, ifanın hazırlık ihtiyacına, sektör uygulamasına ve gecikmenin alacaklı üzerindeki etkisine göre makul olmalıdır. Amaç, borçluya gerçekçi son bir ifa imkânı vermektir.

Kesin vadeli sözleşmede ek süre gerekir mi?

İfanın belirli zamanda gerçekleşmemesi hâlinde sonradan kabul edilmeyeceği sözleşmeden veya işin amacından açıkça anlaşılıyorsa TBK m. 124 kapsamında ek süre gerekmeyebilir. Tarih yazılması tek başına kesin vade anlamına gelmez; gecikmenin ifayı gerçekten yararsız kıldığı gösterilmelidir.

Temerrüt için borçlunun kusurlu olması gerekir mi?

Temerrüdün kurulması bakımından kusur kural olarak aranmaz. Para borcunda temerrüt faizi için kusur şart değildir. Para dışındaki edimlerde gecikme zararında ve aşkın zarar talebinde kusur ile kurtuluş kanıtı tartışması önem kazanabilir.

Temerrüt faizi ile gecikme tazminatı birlikte istenebilir mi?

Para borcunda faiz, para dışındaki edimde ise gecikme tazminatı temel sonuçtur. Aynı zarar kaleminin iki kez tahsili istenemez. Bir ilişkide hem para hem teslim borcu varsa, her borç ve her zarar kalemi ayrı hukuki temele göre incelenmelidir.

Temerrüt faizi hangi oran üzerinden hesaplanır?

Sözleşmede oran yoksa TBK m. 120 ve 3095 sayılı Kanun; ticari veya yabancı para borcunda ise ilgili özel hükümler birlikte uygulanır. 31 Temmuz 2026 sonrası kanunî faiz yönteminde TCMB reeskont oranının kanunda belirtilen tarihleri ve yüzde seksen hesabı kontrol edilmelidir; bu nedenle yayın ve temerrüt günündeki resmî kaynak esastır.

Enflasyon farkı aşkın zarar olarak istenebilir mi?

Talep edilebilirlik ve ispat, somut olaya göre belirlenir. Yargıtay kararlarında somut zarar ve nedensellik vurgusu bulunurken, AYM Caner Şafak pilot kararı etkili başvuru sorununu tespit etmiş; 2026 tarihli bir Yargıtay 6. HD kararı da soyut yöntem veya sepet hesabını tümden dışlamayan bir yaklaşım göstermiştir. Bu nedenle zarar hesabı ve delil planı güncel kararlar ışığında kurulmalıdır.

Alacaklı seçimlik hakkını sonradan değiştirebilir mi?

TBK m. 125 kapsamındaki seçim, borçluya bildirim ve somut usul işlemleri bakımından sonuç doğurur. Aynen ifa, ifadan vazgeçme ve dönme farklı sonuçlar yaratır; değişiklik imkânı beyanın içeriği, karşı tarafa ulaşması ve yargılama aşamasıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Sözleşmeden dönülürse cezai şart istenebilir mi?

Cezai şartın hangi ihlale bağlandığına göre değişir. Aynen ifaya bağlı gecikme cezası, dönme seçimiyle uyumsuz olabilir. Sözleşme metni, cezanın amacı ve talep edilen zarar kalemleri birlikte incelenmeden kesin sonuca varılmamalıdır.

Sonuç: işlemden önce altı kontrol

Temerrüt uyuşmazlığında sıralama önemlidir. Önce borcun muaccel olup olmadığı, sonra ifanın hâlâ mümkün olup olmadığı kontrol edilmelidir. Ardından ihtarın gerekli olup olmadığı ve ulaştığı tarih; karşılıklı sözleşmede ek sürenin gerekip gerekmediği; hangi seçimlik hakkın kullanılacağı ve hangi belgelerin zararı desteklediği belirlenmelidir.

Pratikte ilk üç adım şunlardır: sözleşme ile vade/edim kayıtlarını bir araya getirmek, borcun ödenmediğini veya ifa edilmediğini gösteren belgeleri ayırmak ve amaca uygun, ispatlanabilir bir bildirim planı kurmak. Özellikle faiz başlangıcı, kesin vade, dönme/fesih ve aşkın zarar konusunda tek bir şablon bütün sözleşmelere uygulanamaz.

Somut olayınızdaki süre, tarafların sıfatı, sözleşme kaydı ve deliller farklılık gösterebilir. Belgelerinizin ve başvuru yolunuzun değerlendirilmesi için Algül Hukuk ile iletişime geçebilirsiniz.

Kaynakça

  1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, özellikle m. 112, 117–126.
  2. 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, özellikle m. 1–4.
  3. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, özellikle m. 18/3 ve gerektiğinde m. 1530.
  4. 7589 sayılı Kanun, Resmî Gazete, 31.07.2026, m. 10 ve m. 26.
  5. TCMB, Reeskont ve Avans Faiz Oranları.
  6. Derya Ateş, “Borçlu Temerrüdünde İhtar ve Ek Süre Kavramları”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 2022.
  7. Yargıtay 6. HD, 12.03.2025, E. 2025/323, K. 2025/995.
  8. Yargıtay 6. HD, 03.02.2025, E. 2023/4120, K. 2025/299.
  9. Yargıtay HGK, 13.02.2020, E. 2017/125, K. 2020/135.
  10. Yargıtay 3. HD, 11.12.2023, E. 2023/5304, K. 2023/3628.
  11. Yargıtay 3. HD, 12.03.2024, E. 2023/1897, K. 2024/1099.
  12. AYM Genel Kurulu, Caner Şafak, B. No: 2024/41763, 08.07.2025.
  13. Yargıtay 6. HD, 18.05.2026, E. 2026/172, K. 2026/2155.

Fatih Algül

Av. Fatih Algül, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup İstanbul Barosu’na 96258 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Algül Hukuk’un kurucu avukatı olarak hukuki danışmanlık hizmetleri sunmakta ve dava süreçlerini takip etmektedir. Mesleki çalışmalarında her somut olayın özelliklerini, uyuşmazlığın hukuki niteliğini ve müvekkilin ihtiyaçlarını birlikte değerlendirmeyi esas almaktadır.

Scan the code