Sözleşme Hukuku

Sözleşmeden Dönme ve Fesih Arasındaki Farklar Nelerdir?

By 9 Eylül 2026Eylül 11th, 2026No Comments38 min read
Takım elbiseli bir kişinin sözleşme belgesini kalemle incelemesi

Sözleşme Hukuku

Sözleşmeden Dönme ve Fesih Arasındaki Farklar Nelerdir?

Dönme ve fesih; zaman etkisi, iade, tazminat ve bildirim bakımından aynı sonucu doğurmaz. Bu rehber, TBK m. 117 ve 123–126 ile güncel Yargıtay kararları ışığında doğru ayrımı açıklar.

Avukat Fatih Algül

Av. Fatih Algülİstanbul Barosu · Sicil No: 96258

Yayımlandı: 9 Eylül 2026Yaklaşık 19 dakika okuma

Sözleşmeden dönme ve fesih arasındaki farkları gösteren sözleşme belgesi incelemesi

Bu rehberde

  • Dönme–fesih karşılaştırması
  • Temerrüt, ihtar ve ek süre
  • İade ile menfi/müspet zarar
  • Bildirim ve ispat
  • Özel sözleşme türleri

Sözleşmeden dönme ve fesih arasındaki farklar, sözleşmenin türü ve ifa aşaması birlikte incelenerek belirlenir. Sözleşmeden dönme, kural olarak tarafları geçmişe yönelik tasfiye ve iade sonucuna götüren; fesih ise özellikle devam eden sözleşme ilişkisini ileriye etkili biçimde bitiren iki ayrı hukuki yoldur. Karşı taraf borcunu yerine getirmiyorsa önce sözleşmenin türü, temerrüt, ek süre ve bildirim şartları belirlenmelidir; yanlış yol seçimi iade ve tazminat talebini doğrudan etkiler.

Kısa cevap özeti Sözleşmeden dönme ile fesih aynı anlama gelmez. Karşılıklı borç yükleyen ani edimli bir sözleşmede borçlunun temerrüdü varsa, alacaklı kural olarak uygun ek süre verir; süre sonuçsuz kalırsa TBK m. 125 uyarınca ifadan vazgeçip tazminat istemeyi veya sözleşmeden dönmeyi seçebilir. Dönmede, henüz yerine getirilmemiş edim yükümlülükleri sona erer ve daha önce verilenlerin iadesi gündeme gelir; kusurlu temerrütte sözleşmenin hüküm ifade etmemesinden doğan menfi zarar da talep edilebilir. İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde ise TBK m. 126, dönme yerine ileriye etkili fesih sonucunu öngörür. Kira, hizmet, dağıtım, bakım veya danışmanlık gibi ilişkilerde feshe kadar doğan bedel ve zararlar ayrıca hesaplanır. Sözleşme maddesi, yazışmalar, ihtar, teslim/ifa kayıtları ve bildirimin ulaşması birlikte incelenmeden “fesih” ya da “dönme” başlıklı bir bildirim göndermek hak kaybı yaratabilir.

Sözleşmeden Dönme ve Fesih Arasındaki Farklar: Geçmişe mi, Geleceğe mi Etkili?

Ayrımı belirleyen yalnızca tarafların kullandığı kelime değildir. Satış veya tek seferlik teslim gibi sonuç borcunun öne çıktığı ilişkiler ile kira, düzenli bakım veya dönemsel hizmet gibi zamana yayılan ilişkiler aynı biçimde tasfiye edilmez. Sözleşmenin adı yerine edimin nasıl ve ne kadar süreyle ifa edildiğine bakılır.

ÖlçütSözleşmeden dönmeSözleşmenin feshi
Temel zaman etkisiKural olarak geçmişe etkili tasfiye/iade sonucu doğururKural olarak ileriye etkili sona erdirir
Tipik ilişkiAni edimli veya henüz ifaya başlanmamış ilişkiİfasına başlanmış sürekli edimli ilişki
Önceki edimlerİade ve denkleştirme gündeme gelirFeshe kadar doğan edimler kural olarak korunur; ayrı alacak/zarar hesabı yapılır
Temerrütte kanuni çerçeveTBK m. 123–125TBK m. 126
Zarar odağıDönmede, koşulları varsa sözleşmenin hüküm ifade etmemesinden doğan menfi zararErken sona erme ve feshe kadar olan dönem bakımından sözleşme/olay özelinde zarar

Bu tablo bir başlangıç aracıdır; her sözleşmeye otomatik uygulanmaz. Sözleşmede özel bir dönme, olağan fesih, haklı nedenle derhal fesih, cezai şart veya tasfiye maddesi bulunabilir. Örneğin tarafların “fesih” başlığını kullanması, işlem gerçekten geçmişe etkili bir tasfiye iradesi taşıyorsa tek başına nitelendirmeyi çözmez. Bildirimin içeriği, dayandığı ihlal, ilişki türü ve talep edilen sonuç birlikte değerlendirilir.

Dönme ve fesih hangi sözleşmelerde gündeme gelir?

Önce sözleşmenin tek seferlik sonuç mu, yoksa zamana yayılan devamlı bir ilişki mi kurduğuna bakılır. Bir taşınırın teslimi karşılığında bedel ödenmesi, çoğu durumda ani edimli yapı gösterir. Yüklenicinin belirli bir eser meydana getirmesi de sonuç borcu ağırlıklı bir ilişki olabilir. Buna karşılık kiraya verenin kullandırma borcu ile kiracının dönemsel kira ödeme borcu; hizmet sağlayıcının sürekli hizmet sunması ve müşterinin dönemsel ücret ödemesi, ilişkinin devamlı niteliğini öne çıkarır.

TBK m. 126, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklının fesih bildirimiyle sözleşmeyi ileriye etkili sona erdirebileceğini düzenler. Bu yüzden “sürekli edim varsa her durumda fesih” veya “dönme hiçbir zaman mümkün değildir” gibi kısa formüller güvenli değildir. İfanın hangi aşamada bulunduğu, ihlalin niteliği, kanundaki özel düzenleme ve sözleşmedeki kayıtlar incelenir.

Taraflar sözleşme kurulurken sona erdirme hükümleri koyabilir. Bu hükümler, hangi ihlalin haklı sebep sayılacağını, önce ihtar verilip verilmeyeceğini, düzeltme süresini, fesih tarihini, iade usulünü ve cezai şartı belirleyebilir. Fakat sözleşme hükmü emredici kanun kurallarına, dürüstlük kuralına veya somut uyuşmazlığın özel düzenlemesine aykırı sonuç doğuruyorsa ayrıca denetlenir. Özellikle iş ve tüketici ilişkilerinde genel borçlar hukukunun yanında koruyucu özel kurallar vardır.

Sona erdirme değil, başka bir kurum olabilir

Her ifa sorunu dönme veya fesih değildir. Tarafların birlikte imzaladığı sona erdirme anlaşması ikale niteliğinde olabilir. Sözleşme kurulurken irade sakatlığı varsa iptal; karşı edim henüz ödenmeden önce diğer tarafın ödeme güçsüzlüğü ortaya çıkmışsa güvence isteme gibi başka kurumlar gündeme gelebilir. Sözleşmenin kanundan sonra meydana gelen kusursuz imkânsızlıkla çözümlenmesi de dönme beyanından farklı bir temele dayanır.

KavramNe zaman öne çıkar?Temel farkı
DönmeAni edimli karşılıklı sözleşmede kanuni veya sözleşmesel dönme şartları oluştuğundaGeçmiş edimlerin iadesi ve tasfiye gündeme gelir
FesihÖzellikle ifasına başlanmış sürekli edimli ilişkide veya özel bir fesih hakkı bulunduğundaİlişki esas olarak gelecek dönem için sona erer
CaymaKanun ya da sözleşme belirli bir cayma hakkı tanıdığındaSebep, süre ve sonuçlar ilgili özel düzenlemeye göre belirlenir; tüketici cayması bunun tipik örneğidir
İptalYanılma, aldatma veya korkutma gibi irade sakatlığı iddiasındaSorun sonradan ortaya çıkan ifa ihlalinden değil, sözleşmenin kurulma iradesinden kaynaklanır
İkaleTaraflar mevcut sözleşmeyi karşılıklı anlaşmayla sona erdirdiğindeTek taraflı yenilik doğuran hak değil, yeni bir sona erdirme sözleşmesidir

Bu kavramların aynı ihtarnamede gelişigüzel birlikte kullanılması talep sonucunu belirsizleştirebilir. Önce sona erdirmenin hukukî sebebi belirlenmeli; iade, tazminat ve geleceğe yönelik sonuçlar bu sebebe göre yazılmalıdır.

Bu ayrım, ihtarname başlığının ötesine geçer. “Sözleşmeyi feshediyorum” cümlesi kullanılmış olsa bile, bildirimin devamında geçmiş edimlerin iadesi talep edilmiş, karşılıklı ifa yükümlülüklerinden kurtulma istenmiş ve ilişki ani edimli ise dönme iradesi tartışılabilir. Tersine, “dönüyorum” denilen bir bildirim, uzun süredir süren bir hizmet ilişkisinin yalnız gelecek dönemini bitirme amacını taşıyorsa TBK m. 126 çerçevesinde fesih sonucuna yaklaşabilir. Bu nedenle seçimli hakkı ve talep sonucunu açık, çelişkisiz yazmak gerekir.

Temerrüt, ihtar ve ek süre: TBK m. 117, 123–126

Borçlunun temerrüdü, yalnız vadenin geçmesiyle her olayda aynı şekilde doğmaz. TBK m. 117’ye göre muaccel bir borcun borçlusu kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa günü taraflarca birlikte belirlenmişse veya taraflardan biri sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak bu günü usulüne uygun bildirimle belirlemişse, günün geçmesi ayrıca ihtar aranmadan temerrüt sonucunu doğurabilir. Bu temerrüt ihtarı ile TBK m. 123’teki uygun ek süreyi birbirinden ayırmak gerekir; aynı bildirim ikisini içerecekse her iki işlev de açıkça kurulmalıdır.

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmede borçlu temerrüde düştüğünde alacaklı, TBK m. 123 uyarınca borcun ifası için uygun süre verebilir veya uygun sürenin hâkim tarafından verilmesini isteyebilir. Uygunluk, işin niteliğine, teknik tamamlanma ihtiyacına, sözleşmenin süresine, önceki gecikmelere ve tarafların menfaat dengesine göre değerlendirilir. Bir günlük, belirsiz ya da ifayı fiilen imkânsız kılan süre her zaman yeterli olmayabilir. “Derhal ifa edin” ifadesi de hangi tarihe kadar ne yapılacağının belirsiz kalması nedeniyle ispat ve geçerlilik tartışması yaratabilir.

Ek sürenin verilmesi her durumda zorunlu değildir. TBK m. 124; borçlunun davranışından süre vermenin etkisiz kalacağının anlaşılması, gecikme yüzünden ifanın alacaklı için yararsız hâle gelmesi veya borcun belirli zamanda ya da belirli süre içinde ifa edilmemesi üzerine ifanın artık kabul edilmeyeceğinin sözleşmeden anlaşılması hâllerinde istisna öngörür. Yalnızca takvim günü yazılmış olması, üçüncü istisnanın oluştuğunu tek başına göstermez. İstisnaya dayanmak, olayın bu koşulları gerçekten taşıdığını göstermeyi gerektirir; ek süreyi atlamanın genel gerekçesi değildir.

Süre sonuçsuz geçtiğinde TBK m. 125, alacaklıya seçimlik haklar tanır. Alacaklı aynen ifa ve gecikme tazminatı isteyebilir. Bunun yerine borcun ifasından ve gecikme tazminatından vazgeçtiğini hemen bildirerek ya ifa edilmemeden doğan zararının giderilmesini ister ya da sözleşmeden döner. “Hemen bildirme” gereği bu iki seçenek için de önem taşır. Seçeneklerin kapsamı ve birbirleriyle ilişkisi, aynı zararın iki kez istenmesine izin vermez; seçimden önce sözleşmedeki bildirim, cezai şart, sorumluluk sınırlaması, teslim ve kabul hükümleri de okunmalıdır.

Pratik bildirim sırası

  1. Sözleşmeyi ve değişikliklerini okuyun. Vade, teslim/kabul, ayıp bildirimi, ihtar adresi, KEP adresi, fesih sebebi ve düzeltme süresini belirleyin.
  2. Muaccel ve ihlal edilen edimi somutlaştırın. “Sözleşmeye aykırılık var” demek yerine; hangi maddeye göre, hangi tarihte, hangi miktar veya kalite bakımından ihlal olduğunu yazın.
  3. Gerekliyse temerrüt ihtarı ve uygun ek süre verin. Sürenin başlangıcı, bitişi, beklenen ifa ve süresinde ifa edilmezse kullanılacak hakkı açıkça gösterin.
  4. Sürenin geçmesini ve ulaştırmayı belgeleyin. Teslim kaydı, KEP delili, noter tebliği, iadeli taahhütlü posta kaydı ve e-posta yazışmaları korunmalıdır.
  5. Seçimi açık bildirin. İfa, ifadan vazgeçme veya dönme yönündeki irade çelişmemeli; sürekli ilişkide fesih tarihi ve tasfiye talepleri ayrıştırılmalıdır.

Tacirler arasında temerrüde düşürme, sözleşmeyi feshetme veya sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar ve ihtarlar bakımından TTK m. 18/3 önemlidir. Hüküm; noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imzalı kayıtlı elektronik posta sistemini sayar. Ticari ilişkide bildirim yönteminin, hem kanuni usul hem de tebliğ/ispat riski bakımından işlem öncesinde doğrulanması gerekir. Sadece olağan e-posta ya da mesajlaşma kaydıyla işlem yapılmasının yeterli olacağını varsaymak güvenli değildir.

Dönmenin ve feshin iade ile tazminat sonuçları

Dönme seçilmişse ilk soru “kim, ne verdi ve ne geri verilecek?” olur. Bedel, mal, işin teslim edilen bölümü, kullanılan malzeme, tapu devri veya başka edimler için iade ve denkleştirme hesabı gerekebilir. İade talebi bulunması, her zaman bedelin aynen ve derhal tamamen geri alınacağı anlamına gelmez; edimin niteliği, aynen iadenin mümkün olup olmadığı, yapılan faydalanma ve özel sözleşme hükümleri araştırılır.

TBK m. 125/3 kapsamında dönme hâlinde, borçlu temerrüde düşmede kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı sözleşmenin hüküm ifade etmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir. Bu zarar, yaygın anlatımla menfi zarar veya güven zararıdır. Sözleşme yapılmamış olsaydı katlanılmayacak giderler, güven nedeniyle kaçırılan uygun alternatif imkânlar ve sözleşme için yapılan bazı masraflar somut olayda bu başlıkta tartışılabilir. Kalemlerin illiyet bağı ve ispatı gerekir.

Müspet zarar ise alacaklının sözleşme gereği ifa gerçekleşseydi malvarlığının ulaşacağı durumla fiilî durum arasındaki farkı ifade eder. TBK m. 125’te ifadan vazgeçip ifa edilmemeden doğan zararı isteme seçeneği bakımından önem taşır. Dönme ile menfi zarar ayrımının talep sonucuna etkisi büyüktür:

Sırf “zararım var” ifadesi yeterli olmaz; seçilen hukukî yol, zarar kalemi, kusur ve illiyet açıkça kurulmalıdır. Bu nedenle kâr kaybı her dönme olayında otomatik talep edilebilir bir kalem değildir.

Fesihte ise geçmiş dönem ve gelecek dönem ayrılır. Feshe kadar doğmuş kira, ücret, hizmet bedeli, komisyon veya teslim edilmiş dönemsel edimler; sözleşmenin kendi şartlarına göre ayrıca hesaplanır. TBK m. 126, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmede alacaklının sözleşmeyi feshederek süresinden önce sona erme yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceğini düzenler. Bu hak, kararlaştırılmış bütün gelecek dönem bedellerinin kendiliğinden tahsil edileceği anlamına gelmez; somut zarar, nedensellik ve ilgili sorumluluk koşulları ayrıca incelenir.

Sözleşmede yer alan cezai şart, sona erdirme ve tazminat hesaplarını ayrıca etkileyebilir. Cezai şartın hangi ihlale bağlandığı, dönme/fesih sonrasında da istenip istenemeyeceği, zarar ile ilişkisi ve tenkis tartışması sözleşme metnine bağlıdır. Bu konuda daha ayrıntılı çerçeve için cezai şart nedir? başlıklı rehber incelenebilir.

İmkânsızlık ve aşırı ifa güçlüğü dönme veya fesih sayılır mı?

Sözleşmenin sona ermesi her zaman temerrütten kaynaklanmaz. TBK m. 136’da, borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeple imkânsızlaşırsa borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmede borçlu, henüz kendisine ifa edilmemiş karşı edimi isteme hakkını kaybeder; kendisine verilmiş edimleri sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri vermekle yükümlü olur. Bu sonuç, bir tarafın temerrüdü nedeniyle TBK m. 125’e dayanarak dönmesinden farklı hukuki temele dayanır. Kusur, risk paylaşımı ve imkânsızlığın gerçekten sonraki/objektif nitelikte olup olmadığı ayrıca incelenir.

TBK m. 138’deki aşırı ifa güçlüğü de otomatik fesih ya da dönme değildir. Sözleşme kurulduktan sonra tarafça öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durumun ortaya çıkması; bunun borçludan kaynaklanmaması; edimler arasındaki dengeyi dürüstlük kuralına aykırı derecede bozması ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş veya haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması aranır. Koşullar varsa borçlu hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir; bu mümkün değilse sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Sürekli edimli sözleşmelerde kanun, kural olarak dönme yerine fesih sonucuna işaret eder.

Bu iki madde, “piyasa koşulları değişti” veya “iş zorlaştı” şeklindeki her iddianın sözleşmeyi tek taraflı bitireceği anlamına gelmez. Özellikle fiyat artışı, döviz hareketi, tedarik sorunu veya izin gecikmesinde sözleşmenin risk dağılımı, uyarlama kaydı, öngörülebilirlik ve tarafın kusuru değerlendirilmeden sonuç çıkarılmamalıdır.

Bildirim nasıl yapılmalı, hangi deliller saklanmalı?

Bir bildirimde başlık kadar içerik, içerik kadar da ulaştığının ispatı önemlidir. Bildirimde tarafların ticaret unvanı/adı, sözleşmenin tarihi ve varsa numarası, dayanak madde, somut ihlal, önceki ihtarlar, verilen ek süre, sona erdirme iradesi, istenen iade veya tazminat ve cevap/teslim adresi bulunmalıdır. “Tüm haklarımız saklıdır” ibaresi faydalı olabilir; ancak kullanılmak istenen seçimlik hakkın açıkça bildirilmesinin yerine geçmez.

Belge veya delilNe için gerekir?Uygulama notu
İmzalı sözleşme, ek protokol ve genel işlem şartlarıSona erdirme hakkının kaynağı ve vadeSon sürümü, imza sayfalarını ve değişiklik kayıtlarını birlikte saklayın
Fatura, ödeme dekontu, teslim tutanağıİfa, karşı edim ve iade hesabıTarih, miktar ve açıklama eşleşmesini kontrol edin
E-posta, KEP, noter/posta kayıtlarıİhtarın içeriği ve ulaşmasıOrijinal dosya, iletim ve teslim kayıtlarını koruyun
Teknik rapor, ayıp tespiti, fotoğrafAyıplı/eksik ifa ve zararTarih ve kaynak bilgisi korunmalı; tek taraflı tespit her zaman yeterli olmayabilir
Tanık, toplantı tutanağı, kabul kayıtlarıİfa süreci ve beyanlarHukuka uygun elde edilmiş, somut vakıayı doğrulayan kayıtlar önemlidir

HMK m. 190 uyarınca, kanunda özel bir düzenleme yoksa ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bunun hangi tarafa düştüğü her vakıa için ayrı belirlenir; “ifa edilmedi” şeklindeki olumsuz bir iddia yüzünden bütün ispat yükü otomatik olarak alacaklıya yüklenemez. Yine de alacaklının vade, ihtar, teslim durumu, zarar ve bildirim zincirini; borçlunun ise dayandığı ödeme, teslim veya kabul olgularını gösteren kayıtları koruması uyuşmazlığın çözümünü kolaylaştırır.

Uyuşmazlık dava aşamasına taşınacaksa dava şartı arabuluculuğu da zamanında kontrol edilmelidir. Ticari davalarda konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat talepleri için TTK m. 5/A; işçi veya işveren alacağı/tazminatı ile işe iade taleplerinde 7036 sayılı Kanun m. 3 özel önem taşır. Tüketici uyuşmazlıklarında 6502 sayılı Kanun’daki özel yol ve istisnalar uygulanabilir. Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar da 6325 sayılı Kanun m. 18/B uyarınca kural olarak dava şartı arabuluculuk kapsamındadır; İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler bu kuralın kanuni istisnasıdır. Hangi mahkemenin görevli olduğu, talebin niteliğine ve tarafların sıfatına göre belirlenir; tek başına “sözleşme uyuşmazlığı” denmesi görev sorununu çözmez.

Özel sözleşmeler: kira, tüketici ve iş ilişkisi

Kira sözleşmeleri süreklilik taşıdığı için fesih düzenlemeleri özel olarak önemlidir. TBK m. 331, taraflardan her birinin, kira ilişkisinin devamını kendisi için çekilmez hâle getiren önemli sebeplerin varlığında kanuni fesih bildirim süresine uyarak sözleşmeyi feshedebileceğini düzenler. Bu hüküm, her memnuniyetsizliğin derhal tahliye veya derhal sona erdirme hakkı verdiği biçiminde okunmamalıdır. Kira türü, süre, özel tahliye/temerrüt hükümleri, bildirimin zamanı ve önemli sebebin somutluğu birlikte değerlendirilir. Dava yoluna gidilecekse 6325 sayılı Kanun m. 18/B’deki arabuluculuk şartı ve ilamsız icra yoluyla tahliye istisnası ayrıca kontrol edilir.

Tüketici sözleşmesinde “cayma” kelimesi, genel borçlar hukukundaki dönme veya fesih yerine özel tüketici hukukuna özgü sonuçlar taşıyabilir. Mesafeli sözleşme, taksitle satış, abonelik veya ayıplı mal/hizmette uygulanacak haklar; sözleşmenin türü ve 6502 sayılı Kanun ile ikincil düzenlemelere göre değişir. Bu yüzden genel dönme açıklamasını, tüketicinin her durumda herhangi bir sebep göstermeden kullanabileceği cayma hakkı olarak okumamak gerekir.

İş sözleşmesinin feshi de yalnız TBK m. 126 ile açıklanamaz. İş güvencesi, geçerli veya haklı neden, kıdem/ihbar, işe iade, ücret alacağı ve zorunlu arabuluculuk gibi konular iş hukukunun özel düzenlemelerine tabidir. İşveren veya işçi tarafından kullanılan “istifa”, “fesih” ya da “haklı nedenle fesih” ibaresinin sonuçları, fesih bildirimi ve olay tarihinde mevcut olgularla birlikte değerlendirilir.

Yargıtay kararları ne söylüyor?

Gelir paylaşımlı inşaatta dönme iradesi ve kâr kaybı sınırı

  • Karar: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 28.09.2021, E. 2017/2615, K. 2021/1102.
  • Olay: Yüklenici ile arsa sahibi, gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi yaptı. Arsa sahibinin imar, takyidat ve hafriyatla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine yüklenici ihtar gönderdi; artık ifanın mümkün olmadığını belirterek yaptığı imalatın bedelini ve kâr kaybını istedi. Tartışma, bu beyanın sözleşmeyi ayakta tutup tutmadığı ve kâr kaybının istenip istenemeyeceği üzerinde toplandı.
  • Sonuç: Hukuk Genel Kurulu, imalat bedelinin istenmesini somut bağlamda geriye etkili sona erdirme iradesi olarak değerlendirdi. Dönme sonucunda menfi zarar istenebileceğini; kâr kaybının ise müspet zarar niteliğinde bulunduğunu ve bu seçimle birlikte talep edilemeyeceğini kabul ederek direnme kararını bozdu.
  • Bu yazı bakımından anlamı: “Feshediyorum” sözcüğünün yazılmaması sözleşmenin ayakta kaldığını göstermeyebilir. Talep edilen iade veya imalat bedeli de iradenin hukukî niteliğini belirleyebilir; zarar kalemleri seçilen hakla uyumlu kurulmalıdır.

Sürekli edimli hizmet ilişkisinde feshe kadar zarar araştırması

  • Karar: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 12.12.2022, E. 2021/6576, K. 2022/5782.
  • Olay: Bir kamu idaresi ile yüklenici arasındaki sürekli hizmet sözleşmesi sona erdirildi. İdare, ceza kalemleri ile iki ihale arasındaki farkı ve gelir kaybını talep etti; önceki bozma sonrasında kimin kusurlu olduğu ve zarar hesabının nasıl yapılacağı yeterince araştırılmadan yeniden hüküm kuruldu.
  • Sonuç: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, önce fesihte kusurun belirlenmesini istedi. Ayrıca TBK m. 126 uyarınca idarenin feshe kadar uğradığı bir zarar bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirterek kararı bozdu.
  • Bu yazı bakımından anlamı: Sürekli bir ilişkide fesih tarihi yalnız bitiş günü değildir; hangi alacağın hangi döneme ait olduğunun sınırıdır. Kusur ve zarar kalemleri bu zaman çizgisi üzerinde ayrı ayrı incelenir.

Ayıplı eserde dönme ve kaçırılan fırsatın hesabı

  • Karar: Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 14.03.2017, E. 2016/5630, K. 2017/1116.
  • Olay: İş sahibi, ayıplı yapılan tamirat nedeniyle ödediği bedelin iadesini, ikinci tamirat için katlandığı fazla bedeli ve iş gücü kaybını istedi. İlk derece mahkemesi taleplerin bir bölümünü reddetti.
  • Sonuç: Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, dönme seçildiği için müspet zarar niteliğindeki iş gücü/kazanç kaybının istenemeyeceğini; buna karşılık ikinci tamirat nedeniyle doğan farkın haklı dönmede menfi zarar sayılabileceğini belirtti. Hesabın basitçe iki faturayı çıkarmakla değil, ilk sözleşme tarihinde işin başka bir yükleniciye verilebileceği bedel ile dönmeden sonra makul sürede ve aynı koşullarda başka yükleniciye yaptırılabilecek bedel karşılaştırılarak bilirkişi eliyle yapılması gerektiğinden kararı bu yönden bozdu.
  • Bu yazı bakımından anlamı: Aynı dosyadaki iki zarar kalemi farklı hukuki sonuçlara bağlanabilir. Bu nedenle her kalem; amacı, dayanağı, hesap yöntemi ve dönme kararıyla uyumu gösterilerek ayrı kurulmalıdır.

Sona erdirme işleminde sık yapılan hatalar

Sözleşmenin ihlal edildiği düşüncesi, tek başına dönme veya fesih beyanını güvenli kılmaz. İlk sık hata, bildirimde hem “ifa aynen devam etsin” hem de “sözleşmeden kesin olarak dönüyorum” denilerek seçimlik hakların karıştırılmasıdır. İfa talep etmek ile dönmek, özellikle TBK m. 125 sisteminde farklı hukuki sonuçlara yönelir. İfa talebinden vazgeçme veya dönme seçeneği kullanılıyorsa bunun hangi tarihte, hangi koşulla ve hangi talep sonucu için yapıldığı tereddütsüz yazılmalıdır.

İkinci hata, ek süreyi yalnız bir formalite gibi görmektir. Teknik nitelikli bir teslimde makul olabilecek süre ile basit bir belge tesliminde makul olabilecek süre aynı değildir. Süre; ihlalin giderilmesine gerçek imkân vermeli, buna rağmen alacaklının sözleşmeyle korunan menfaatini belirsizce bekletmemelidir. Süre verilmesinin gereksiz olduğu ileri sürülüyorsa, TBK m. 124’teki istisnanın somut olgularla neden oluştuğu bildirimde açıklanmalıdır.

Üçüncü hata, tazminat kalemlerini sözleşmenin sona erme biçiminden bağımsız sıralamaktır. Dönmede iade ve menfi zarar; ifadan vazgeçmede ifa edilmemeden doğan zarar; fesihte ise feshe kadar doğan alacaklar ve erken sona erme zararının farklı dayanakları olabilir. Aynı ekonomik kaybın farklı isimlerle iki defa istenmesi mümkün değildir. Hesap tablosunda her kalemin tutarı, dönemi, dayanağı, fatura/dekontu ve zarar ile ihlal arasındaki bağlantısı ayrı ayrı gösterilmelidir.

Dördüncü hata, elektronik yazışmaları tek başına kesin çözüm saymaktır. E-posta, mesajlaşma kaydı, proje yönetim platformu veya destek talebi; temerrüt, teslim, kabul ya da fesih iradesi için değerli delil olabilir. Ancak ticari taraflar arasında TTK m. 18/3’ün saydığı bildirim yolları dikkate alınmadan gönderilen sıradan iletişimler, usul ve ulaştırma ispatı yönünden önemli risk taşır. Sözleşmenin ayrıca bir KEP adresi veya özel tebligat mekanizması öngörüp öngörmediği kontrol edilmelidir.

Son hata, sözleşmenin özel rejimini atlamaktır. Kira ilişkisinde TBK’nın kira hükümleri; iş ilişkisinde iş hukuku; tüketici işleminde tüketici koruma kuralları, genel dönme/fesih çerçevesini değiştirebilir. Ticari, iş veya tüketici uyuşmazlığında arabuluculuk dava şartı ile görevli merci de baştan belirlenmelidir. İyi hazırlanmış bir bildirim, delil planı ve doğru talep sonucu; hem gereksiz dava riskini hem de sonradan düzeltilemeyen hak kaybını azaltır.

Sık sorulan sorular

Sözleşmeden dönünce ödenen para geri alınır mı?

Haklı ve geçerli bir dönme durumunda daha önce verilen edimlerin iadesi gündeme gelir; fakat iadenin miktarı ve yöntemi otomatik değildir. Malın veya hizmetin kullanılmış olması, kısmi ifa, masraf, mahsup, ayıp ve sözleşmedeki tasfiye hükmü sonucu değiştirebilir. Önce ne verildiği, ne teslim edildiği ve dönme hakkının şartlarının oluşup oluşmadığı belirlenmelidir.

Sözleşmeden dönme için ihtarname çekmek zorunlu mu?

Borçlu temerrüdünde kural olarak muaccel borç için ihtar ve TBK m. 123 uyarınca uygun ek süre gerekir. Ancak TBK m. 117’de ihtarın gerekmeyebileceği hâller ile TBK m. 124’te süre vermenin gereksiz olduğu istisnalar vardır. İstisna varsa dahi, dönme iradesinin ispatlanabilir şekilde karşı tarafa ulaştırılması uyuşmazlık riskini azaltır.

Fesih bildirimi karşı tarafın kabulü olmadan sonuç doğurur mu?

Kanundan veya sözleşmeden doğan geçerli bir fesih hakkı kullanılıyorsa fesih, tek taraflı bildirimle sonuç doğurabilir; karşı tarafın kabulü şart değildir. Ancak bildirimin ulaşması, haklı nedenin veya olağan fesih şartlarının mevcut olması ve varsa bildirim öneline uyulması ayrı meselelerdir. Karşı taraf kabul etmese de feshin haklılığı ve mali sonuçları yargısal incelemeye konu olabilir.

Sözleşmede “fesih” yazması her zaman fesih sonucu mu doğurur?

Hayır. Sözleşmedeki başlık ve ihtarnamedeki kelime önemlidir, ancak tek başına belirleyici değildir. Edimin ani veya sürekli yapısı, ifaya başlanıp başlanmadığı, tarafların gerçek iradesi, talep edilen iade ve tazminat ile kanundaki özel düzenleme birlikte değerlendirilir. Çelişkili bir bildirim, hangi seçimin yapıldığı konusunda uyuşmazlık doğurabilir.

Haksız fesihte karşı taraf tüm sözleşme bedelini isteyebilir mi?

Haksız veya sözleşmeye aykırı fesih iddiası, zarar talebini gündeme getirebilir; fakat talebin kabulü için fesih hakkı, kusur, zarar, illiyet bağı ve hesap yöntemi somutlaştırılmalıdır. “Kalan tüm bedel” talebinin otomatik kabul edileceği söylenemez. Sözleşmenin erken sona ermesiyle tasarruf edilen giderler, ikame ilişki kurma olanağı, cezai şart ve zarar azaltma yükümlülüğü ayrıca değerlendirilebilir.

Örnek olay ve izlenecek yol

Durum: Bir şirket, altı aylık yazılım bakım ve destek sözleşmesi imzalamıştır. Sağlayıcı iki aydır sözleşmede yer alan kritik müdahale sürelerine uymamış; müşteri birkaç e-posta göndermiş, ancak hangi ihlalin ne zamana kadar giderileceğini yazmamıştır. Müşteri şimdi “sözleşmeden dönüp bütün bedeli geri istemek” istemektedir.

Değerlendirme: İlişki, düzenli bakım ve destek yükümlülüğü içerdiğinden sürekli edimli nitelik taşıyabilir. Bu durumda TBK m. 126 ve sözleşmedeki hizmet seviyesi/fesih maddesi incelenir. İhlalin ağır olup olmadığı, önce düzeltme süresi gerekip gerekmediği, hizmetin hangi bölümünün ifa edildiği ve feshe kadar doğan ücretler belirlenmeden geçmişteki tüm bedelin iadesi kesin sonuç olarak söylenemez.

Muhtemel yol: Sözleşme, destek kayıtları, arıza biletleri, e-posta zinciri ve fatura/ödeme belgeleri toplanır. İhlal ve talep edilen düzeltme somutlaştırılır; gerekiyorsa usulüne uygun süre verilir. Süre sonunda fesih kullanılacaksa, fesih tarihi, erişim/teslim devirleri, veri iadesi, açık alacaklar ve zarar iddiası ayrı başlıklarda bildirilir.

Değişebilecek unsur: Sözleşmenin haklı nedenle derhal fesih maddesi, ihlalin telafisi imkânsız bir veri kaybına yol açması veya tacirler arasındaki bildirim usulüne uyulmaması sonucu değiştirebilir. Bu örnek genel bilgi verir; somut sözleşmenin yerine geçmez.

Sonuç: bildirimden önce dört soruyu yanıtlayın

Sözleşmeden dönme ile fesih arasındaki temel fark, sözleşmenin geçmişe etkili tasfiyeye mi yoksa geleceğe etkili sona ermeye mi götürüldüğüdür. Fakat doğru seçim yalnız bu tanımla yapılamaz. Sözleşmenin türü, ifa aşaması, temerrüt, ek süre istisnası, özel sözleşme maddesi ve bildirimin usulü birlikte değerlendirilmelidir.

Bildirim göndermeden önce şu dört soruya yazılı cevap verin:

  1. İhlal edilen borç muaccel mi; temerrüt ihtarı veya ek süre gerekli mi?
  2. İlişki ani edimli mi, yoksa ifasına başlanmış sürekli edimli mi?
  3. İade, menfi zarar, ifa edilmemeden doğan zarar veya feshe kadar zarar olarak tam olarak ne talep ediliyor?
  4. Bildirim karşı tarafa usulüne uygun ve ispatlanabilir biçimde ulaşacak mı?

Somut olayınızdaki süre, görevli merci, sözleşme hükmü ve deliller farklılık gösterebilir. Belgelerinizin ve başvuru sürenizin değerlendirilmesi için Algül Hukuk ile iletişime geçebilirsiniz.

Bilgilendirme notu: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme değişebilir ve içerik tek başına hukuki danışmanlık oluşturmaz.

Kaynakça

  1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, özellikle m. 117, 123–126, 136–138 ve 331.
  2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 18/3 ve m. 5/A.
  3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 190.
  4. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu.
  5. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun.
  6. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m. 3.
  7. Yargıtay HGK, 28.09.2021, E. 2017/2615, K. 2021/1102.
  8. Yargıtay 6. HD, 12.12.2022, E. 2021/6576, K. 2022/5782.
  9. Yargıtay 15. HD, 14.03.2017, E. 2016/5630, K. 2017/1116.

Fatih Algül

Av. Fatih Algül, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup İstanbul Barosu’na 96258 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Algül Hukuk’un kurucu avukatı olarak hukuki danışmanlık hizmetleri sunmakta ve dava süreçlerini takip etmektedir. Mesleki çalışmalarında her somut olayın özelliklerini, uyuşmazlığın hukuki niteliğini ve müvekkilin ihtiyaçlarını birlikte değerlendirmeyi esas almaktadır.

Scan the code