Sözleşme Hukuku

Sözleşmeye Aykırılık Nedeniyle Tazminat Davası: Hangi Zararlar Talep Edilebilir?

By 11 Eylül 2026No Comments22 min read
Sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat ve imzalı sözleşme belgesi

Sözleşme Hukuku

Sözleşmeye Aykırılık Nedeniyle Tazminat Davası: Hangi Zararlar Talep Edilebilir?

Sözleşmeye aykırılık hâlinde talep edilebilecek zararlar; müspet ve menfi zarar ayrımı, kâr kaybı, ispat ve dava öncesi hazırlık bakımından ele alınmaktadır.

Avukat Fatih Algül

Av. Fatih Algülİstanbul Barosu · Sicil No: 96258

Yayımlandı: 11 Eylül 2026Yaklaşık 8 dakika okuma

Sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat ve imzalı sözleşme belgesi

Bu rehberde

  • İhlal türleri ve talep edilebilecek zararlar
  • Müspet ve menfi zarar ayrımı
  • Kâr kaybı ve ispat
  • Dava öncesi hazırlık ve Yargıtay uygulaması

Kısa cevap: Sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat davasında; geçerli bir sözleşme, hiç veya gereği gibi ifa etmeme, zarar, uygun illiyet bağı ve borçlunun sorumluluğu ortaya konulmalıdır. Talep, sözleşmenin türüne ve ihlalin sonucuna göre aynen ifa, gecikme zararı, onarım, bedel indirimi, müspet veya menfi zarar ve şartları varsa kâr kaybını kapsayabilir.

Sözleşmeye aykırılık nedir?

Sözleşmeye aykırılık, borçlunun üstlendiği edimi hiç yerine getirmemesi, kararlaştırılan zamanda yerine getirmemesi veya edimi sözleşmeye uygun nitelikte sunmamasıdır. Bu nedenle yalnızca hiç ifa etmeme değil; geç, eksik, ayıplı ya da kötü ifa da borca aykırılık kapsamında değerlendirilir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 112. maddesine göre borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Bu genel hüküm uygulanırken satış, eser, kira, hizmet ve tüketici sözleşmelerine ilişkin özel düzenlemeler ayrıca dikkate alınır.

İhlal türleri ve seçimlik haklar

Hiç veya eksik ifa

Borçlu edimi hiç yerine getirmemiş veya işin yalnız bir bölümünü tamamlamışsa alacaklı, şartları varsa aynen ifayı ve gecikme zararını isteyebilir. Eksikliğin giderilmesi, bedel indirimi, ifa yerine tazminat veya sözleşmenin sona erdirilmesi; sözleşmenin niteliğine ve ihlalin ağırlığına göre belirlenir.

Geç ifa ve temerrüt

Edim sonradan yerine getirilse bile vade geçirilmişse gecikme zararı gündeme gelir. Vade, ihtar ve sözleşmedeki özel hüküm birlikte incelenmelidir. Temerrüt koşulları için borçlunun temerrüdü yazısındaki ayrıntılı açıklamalarla birlikte değerlendirme yapılabilir.

Ayıplı veya kötü ifa

Teslim edilen edim mevcut olmakla birlikte sözleşmede kararlaştırılan veya dürüstlük kuralı gereği bulunması gereken nitelikleri taşımıyorsa ayıplı ifa söz konusudur. Satış ve eser sözleşmelerindeki ayıp ihbarı ve seçimlik haklar, genel tazminat kuralından önce kontrol edilmelidir.

Sözleşmeye aykırılık nedeniyle hangi zararlar ve talepler istenebilir?

Aynen ifa: Edim hâlen mümkün ve alacaklı açısından anlamlıysa borcun sözleşmeye uygun biçimde yerine getirilmesi istenebilir.

Gecikme zararı: Vade ile fiilî ifa arasındaki dönemde ortaya çıkan makul ve belgeli kayıplar, temerrüt koşulları oluştuğu ölçüde talep edilebilir.

Onarım veya bedel indirimi: Ayıplı ifada onarım gideri, ayıp oranında bedel indirimi veya özel kanundaki diğer seçimlik haklar gündeme gelir.

İfa yerine tazminat: İfa artık mümkün değilse ya da alacaklının ifa menfaati ortadan kalkmışsa ekonomik karşılık istenebilir.

Cezai şart: Sözleşmede kararlaştırılan ceza koşulunun türü, ihlalin niteliği ve tazminatla birlikte istenip istenemeyeceği ayrıca incelenmelidir. Cezai şartın türleri ve indirilmesi yazısındaki ayrım bu noktada yol gösterir.

Müspet zarar ve menfi zarar arasındaki fark

Müspet zarar, sözleşme gereği gibi ifa edilseydi alacaklının bulunacağı ekonomik durum ile mevcut durum arasındaki farktır. Fiyat farkı, yeniden yaptırma maliyeti, onarım gideri ve somut verilerle kanıtlanan kâr kaybı bu kapsamda tartışılabilir.

Menfi zarar ise sözleşmeye güvenilmesi nedeniyle yapılan ve sözleşmenin geçersizliği, kurulmaması veya karşı tarafın kusurlu davranışı yüzünden boşa çıkan giderlerdir. Noter, ekspertiz, danışmanlık, seyahat ve gerçek bir fırsatın kaçırılması iddiası somut olayla ispatlanmalıdır. Aynı ekonomik kayıp hem müspet hem menfi zarar adıyla iki kez istenemez.

Kâr kaybı ve uygun illiyet bağı

Kâr kaybı soyut bir beklentiye değil, makul ve denetlenebilir verilere dayanmalıdır. Önceki satışlar, siparişler, kapasite kayıtları, piyasa fiyatları ve muhasebe belgeleri birlikte değerlendirilir. “Bu sözleşme yapılsaydı kesin şu kadar kazanılırdı” açıklaması tek başına yeterli değildir.

İhlal ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Tamamen bağımsız bir olaydan kaynaklanan kayıp borçluya yüklenemez. Ayrıca alacaklı, zararı azaltmak için makul tedbirleri almalıdır. Daha ucuz ve makul bir ikame mümkünken zorunlu olmadığı hâlde daha pahalı seçenek tercih edilirse aşan bölüm talep edilemeyebilir.

Zarar ve kusur nasıl ispatlanır?

Alacaklı ihlali ve zararını, borçlu ise kusursuzluğunu ortaya koyar. Sözleşme ve ekleri, teslim ve kabul tutanakları, teknik şartname, noter ihtarı, KEP kayıtları, e-postalar, faturalar, banka dekontları, servis raporları, fotoğraflar ve bilirkişi incelemesi başlıca delillerdir.

TBK m. 50 uyarınca zarar miktarı tam olarak ispatlanamıyorsa hâkim, olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemleri dikkate alarak hakkaniyete uygun bir belirleme yapabilir. Bu hüküm, belge sunma yükünü ortadan kaldırmaz; mevcut delillerin düzenli ve tutarlı olması gerekir.

İhtar, temerrüt ve zamanaşımı

İhtarın gerekip gerekmediği borcun vadesine ve sözleşmeye göre değişir. Kesin vadeli borçlarda temerrüt ihtarsız doğabilir; belirsiz vadede veya sözleşmenin özel bildirim şartı bulunduğunda yazılı ihtar önem kazanır. İhtarda ihlal edilen madde, verilen ek süre ve saklı tutulan haklar açıkça belirtilmelidir.

Bütün sözleşmelere uygulanacak tek zamanaşımı süresi yoktur. Satış ve ayıp, kira, eser, hizmet ve ticari ilişkilere ilişkin özel süreler; alacağın muacceliyet tarihi ve ayıbın öğrenilme zamanı ile birlikte kontrol edilmelidir. Somut belge görülmeden kesin süre söylenmemelidir.

Arabuluculuk ve görevli mahkeme

Görevli mahkeme, sözleşmenin adına değil hukuki ilişkinin niteliğine göre belirlenir. Ticari para alacağı, kira, tüketici, iş ve diğer bazı uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk uygulanabilir. Başvuru öncesinde tarafların sıfatı, talebin türü ve kanundaki istisnalar kontrol edilmelidir.

Dava dilekçesinde ihlal tarihi, sözleşme maddesi, talep sonucu, zarar kalemleri, hesap yöntemi, faiz başlangıcı ve deliller açıkça gösterilmelidir. Belirsiz alacak davası veya kısmi dava seçeneklerinin şartları somut dosyaya göre değerlendirilir.

Sözleşme türlerine göre özel durumlar

Satış sözleşmesinde ayıp ihbarı ve alıcının seçimlik hakları; eser sözleşmesinde teslim, eksik iş ve ayıp; kira sözleşmesinde kiralananın kullanılabilirliği ve erken sona erme; tüketici işleminde 6502 sayılı Kanun; ticari işte tacir sıfatı ve ticari faiz ayrıca incelenir. Aynı “sözleşme ihlali” ifadesi bu ilişkilerde aynı süre ve talep sonucunu doğurmaz.

Sözleşmeye aykırılıkta Yargıtay uygulamasında zarar hesabı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.07.2006 tarihli, E. 2006/13-499, K. 2006/507 sayılı kararında menfi zararın gerçek ve elverişli fırsat ile ikame alım arasındaki fark üzerinden, denetlenebilir bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Karar, soyut fiyat farkının tek başına yeterli olmadığını gösterir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin E. 2014/12607, K. 2015/8920 sayılı kararında kiralananın teslim edilmemesi nedeniyle kâr kaybının benzer taşınmazın makul sürede ikame edilmesiyle sınırlı ve gerçekçi verilerle hesaplanması gerektiği belirtilmiştir. E. 2022/4444, K. 2024/1538 sayılı kararında kusursuz imkânsızlıkta kâr kaybı niteliğindeki müspet zararın istenemeyeceği; belgeye dayalı somut masrafların ise şartları varsa menfi zarar olarak değerlendirilebileceği açıklanmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E. 2023/3589, K. 2024/1639 sayılı kararında haksız feshedilen bayilik ilişkisinde makul ikame süresi, kaçınılan giderler ve mükerrer taleplerin önlenmesi vurgulanmıştır. Bu kararlar somut dosyanın sonucunu kendiliğinden belirlemez; sözleşme türü, kusur, irade beyanı ve deliller ayrıca incelenmelidir.

Örnek olay: gecikmiş ve ayıplı makine

30 Haziran’da teslim edilmesi gereken özel üretim makinenin 45 gün gecikmeli teslim edildiği ve kapasiteye ulaşmadığı varsayılsın. Teslim tutanağındaki çekince, servis raporu, kapasite ölçümü ve üretim kayıtları birlikte incelenir. Gecikme için temerrüt ve gecikme zararı; kapasite eksikliği için onarım, bedel indirimi veya şartları varsa dönme ve tazminat seçenekleri değerlendirilir.

Yalnızca toplam satış kaybını yazmak yeterli değildir. Üretim yapılamayan günler, ikame makine arama süresi, tasarruf edilen hammadde ve işçilik giderleri ayrıştırılmalıdır. Böylece hesap denetlenebilir olur ve aynı kayıp farklı adlarla tekrar edilmez.

Sık sorulan sorular

Sözleşmeye aykırılıkta önce ihtar göndermek zorunlu mudur?

Her olayda aynı cevap verilemez. Borcun kesin vadeli olup olmadığı, sözleşmedeki bildirim şartı ve özel kanun hükümleri incelenir. İhtar zorunlu olmasa bile ihlalin ve taleplerin yazılı bildirilmesi ispatı kolaylaştırabilir.

Sözleşmeye aykırılıkta kâr kaybı istenebilir mi?

Somut, denetlenebilir ve ihlalle uygun bağlantılı verilerle ispatlanan kâr kaybı talep edilebilir. Soyut kazanç beklentisi yeterli değildir.

Cezai şart ve tazminat birlikte istenebilir mi?

Ceza koşulunun türüne ve sözleşme hükmüne göre değişir; aynı zarar iki kez talep edilemez.

Dönme ile fesih aynı mıdır?

Hayır. Dönme kural olarak geçmişe etkili, fesih ise sürekli borç ilişkisini ileriye etkili sona erdirir. Ayrıntı için sözleşmeden dönme ve fesih arasındaki farklar yazısına bakılabilir.

Elektronik yazışmalar delil olur mu?

E-posta, KEP, mesaj ve sistem kayıtları; gönderici, tarih, bütünlük ve hukuka uygun elde edilme koşulları korunabildiği ölçüde delil olarak değerlendirilebilir.

Talep kalemleri nasıl ayrıştırılmalı?

Tazminat hesabında her kayıp ayrı bir başlık altında gösterilmelidir. Ana alacak, gecikme nedeniyle oluşan finansman gideri, ikame alım fiyat farkı, onarım veya yeniden yapım masrafı ve kâr kaybı aynı toplam içinde açıklanmamalıdır. Her kalem için başlangıç tarihi, hesap yöntemi, belge ve kaçınılan giderler ayrıca yazılmalıdır. Böylece bilirkişi incelemesi denetlenebilir hâle gelir ve aynı zarar farklı adlarla tekrar edilmez.

Faiz talebi de asıl zarardan bağımsız bir hesap başlığıdır. Faizin hangi tarihte başlayacağı; temerrüdün oluşumu, alacağın niteliği, sözleşmedeki hüküm ve uygulanacak özel kanuna göre belirlenir. Sözleşmede kararlaştırılmış faiz ile kanuni faiz aynı anda ve sınırsız biçimde istenemez; talep sonucu buna göre kurulmalıdır.

Sözleşmedeki sorumluluk sınırları nasıl değerlendirilir?

Sözleşmede sorumluluğu sınırlayan veya belirli zararları dışlayan hükümler varsa bunlar geçerlilik denetiminden geçirilmelidir. Hükmün açık olup olmadığı, tarafların tacir veya tüketici sıfatı, emredici düzenlemeler ve ağır kusur ya da kast hâli birlikte değerlendirilir. Genel işlem koşulu niteliğindeki belirsiz hükümler, düzenleyenin aleyhine yorumlanabilir. Bu nedenle tek bir “sorumluluk yoktur” cümlesi her olayda tazminat talebini ortadan kaldırmaz.

Dava açmadan önce son kontrol listesi

  1. Sözleşmenin imzalı nüshası, ekleri ve değişiklikleri tek dosyada toplanmalıdır.
  2. İhlal kronolojisi; vade, teslim, ihtar, ayıp bildirimi ve fiilî ifa tarihleriyle kurulmalıdır.
  3. Her zarar kalemi fatura, dekont, teklif, teknik rapor veya ticari kayıtla eşleştirilmelidir.
  4. Temerrüt, zamanaşımı, faiz başlangıcı ve gerekiyorsa dava şartı arabuluculuk kontrol edilmelidir.
  5. Talep sonucunda müspet zarar, menfi zarar, kâr kaybı ve cezai şartın mükerrer yazılmadığı denetlenmelidir.

Bu hazırlık, hem uyuşmazlığın sulh yoluyla çözülme ihtimalini artırır hem de dava açılması hâlinde dosyanın daha anlaşılır olmasını sağlar. Özellikle ticari ilişkilerde hesap tablosunun sözleşme maddeleriyle eşleştirilmesi, soyut iddiaların önüne geçer.

Sonuç

Sözleşmeye aykırılıkta tazminat hesabı; ihlalin türü, talep edilen hakkın hukuki niteliği, zarar, kusur, illiyet, özel süreler ve dava şartlarının birlikte incelenmesini gerektirir. Sözleşme, yazışmalar, teslim belgeleri ve mali kayıtlar dava öncesinde düzenlenmeli; müspet, menfi zarar ve kâr kaybı birbirine karıştırılmamalıdır. Bu metin genel bilgilendirme amacı taşır; somut dosyada farklı belge ve süreler sonucu değiştirebilir.

Kaynakça

Fatih Algül

Av. Fatih Algül, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup İstanbul Barosu’na 96258 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Algül Hukuk’un kurucu avukatı olarak hukuki danışmanlık hizmetleri sunmakta ve dava süreçlerini takip etmektedir. Mesleki çalışmalarında her somut olayın özelliklerini, uyuşmazlığın hukuki niteliğini ve müvekkilin ihtiyaçlarını birlikte değerlendirmeyi esas almaktadır.

Fatih Algül

Av. Fatih Algül, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup İstanbul Barosu’na 96258 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Algül Hukuk’un kurucu avukatı olarak hukuki danışmanlık hizmetleri sunmakta ve dava süreçlerini takip etmektedir. Mesleki çalışmalarında her somut olayın özelliklerini, uyuşmazlığın hukuki niteliğini ve müvekkilin ihtiyaçlarını birlikte değerlendirmeyi esas almaktadır.

Scan the code