Sözleşme Hukuku
By 11 Eylül 2026Ekim 28th, 2026No Comments19 min read
Sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat ve imzalı sözleşme belgesi

Sözleşme Hukuku

Sözleşmeye Aykırılık Nedeniyle Tazminat Davası: Hangi Zararlar Talep Edilebilir?

Sözleşmeye aykırılık hâlinde talep edilebilecek zararlar; müspet ve menfi zarar ayrımı, kâr kaybı, ispat ve dava öncesi hazırlık bakımından ele alınmaktadır.

Avukat Fatih Algül

Av. Fatih Algülİstanbul Barosu · Sicil No: 96258

Yayın: 11 Eylül 2026Güncellendi: 28 Ekim 2026Yaklaşık 12 dakika okuma

Sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat ve imzalı sözleşme belgesi

Bu rehberde

  • İhlal türleri ve talep edilebilecek zararlar
  • Müspet ve menfi zarar ayrımı
  • Kâr kaybı ve ispat
  • Dava öncesi hazırlık ve Yargıtay uygulaması

Kısa cevap: Sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat davasında; geçerli bir sözleşme, hiç veya gereği gibi ifa etmeme, zarar, uygun illiyet bağı ve borçlunun sorumluluğu ortaya konulmalıdır. Talep, sözleşmenin türüne ve ihlalin sonucuna göre aynen ifa, gecikme zararı, onarım, bedel indirimi, müspet veya menfi zarar ve şartları varsa kâr kaybını kapsayabilir.

Sözleşmeye aykırılık nedir?

Sözleşmeye aykırılık, borçlunun üstlendiği edimi hiç yerine getirmemesi, kararlaştırılan zamanda yerine getirmemesi veya edimi sözleşmeye uygun nitelikte sunmamasıdır. Bu nedenle yalnızca hiç ifa etmeme değil; geç, eksik, ayıplı ya da kötü ifa da borca aykırılık kapsamında değerlendirilir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 112. maddesine göre borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Bu genel hüküm uygulanırken satış, eser, kira, hizmet ve tüketici sözleşmelerine ilişkin özel düzenlemeler ayrıca dikkate alınır.

İhlal türleri ve seçimlik haklar

Hiç veya eksik ifa

Borçlu edimi hiç yerine getirmemiş veya işin yalnız bir bölümünü tamamlamışsa alacaklı, şartları varsa aynen ifayı ve gecikme zararını isteyebilir. Eksikliğin giderilmesi, bedel indirimi, ifa yerine tazminat veya sözleşmenin sona erdirilmesi; sözleşmenin niteliğine ve ihlalin ağırlığına göre belirlenir.

Geç ifa ve temerrüt

Edim sonradan yerine getirilse bile vade geçirilmişse gecikme zararı gündeme gelir. Vade, ihtar ve sözleşmedeki özel hüküm birlikte incelenmelidir. Temerrüt koşulları için borçlunun temerrüdü yazısındaki ayrıntılı açıklamalarla birlikte değerlendirme yapılabilir.

Ayıplı veya kötü ifa

Teslim edilen edim mevcut olmakla birlikte sözleşmede kararlaştırılan veya dürüstlük kuralı gereği bulunması gereken nitelikleri taşımıyorsa ayıplı ifa söz konusudur. Satış ve eser sözleşmelerindeki ayıp ihbarı ve seçimlik haklar, genel tazminat kuralından önce kontrol edilmelidir.

Sözleşmeye aykırılık nedeniyle hangi zararlar ve talepler istenebilir?

Aynen ifa: Edim hâlen mümkün ve alacaklı açısından anlamlıysa borcun sözleşmeye uygun biçimde yerine getirilmesi istenebilir.

Gecikme zararı: Vade ile fiilî ifa arasındaki dönemde ortaya çıkan makul ve belgeli kayıplar, temerrüt koşulları oluştuğu ölçüde talep edilebilir.

Onarım veya bedel indirimi: Ayıplı ifada onarım gideri, ayıp oranında bedel indirimi veya özel kanundaki diğer seçimlik haklar gündeme gelir.

İfa yerine tazminat: İfa artık mümkün değilse ya da alacaklının ifa menfaati ortadan kalkmışsa ekonomik karşılık istenebilir.

Cezai şart: Sözleşmede kararlaştırılan ceza koşulunun türü, ihlalin niteliği ve tazminatla birlikte istenip istenemeyeceği ayrıca incelenmelidir. Cezai şartın türleri ve indirilmesi yazısındaki ayrım bu noktada yol gösterir.

Müspet zarar ve menfi zarar arasındaki fark

Müspet zarar, sözleşme gereği gibi ifa edilseydi alacaklının bulunacağı ekonomik durum ile mevcut durum arasındaki farktır. Fiyat farkı, yeniden yaptırma maliyeti, onarım gideri ve somut verilerle kanıtlanan kâr kaybı bu kapsamda tartışılabilir.

Menfi zarar, sözleşmenin geçerli biçimde kurulacağına veya hüküm ifade edeceğine güvenilmesi nedeniyle malvarlığında oluşan kayıptır. Sözleşme hiç kurulmamış ya da güven boşa çıkmamış olsaydı bulunulacak durum esas alınır. Bu nedenle kaçırılan fırsat ancak gerçek, elverişli ve somut delille gösterilebilen bir alternatif işlemse menfi zarar hesabına girebilir; her kâr kaybı kendiliğinden menfi zarar değildir. Noter, ekspertiz, danışmanlık, seyahat ve gerçek bir fırsatın kaçırılması iddiası somut olayla ispatlanmalıdır. Aynı ekonomik kayıp hem müspet hem menfi zarar adıyla iki kez istenemez.

Kâr kaybı ve uygun illiyet bağı

Kâr kaybı, ihlal olmasaydı elde edilecek net kazancın somut ve denetlenebilir biçimde kurulmasını gerektirir. Önceki satışlar, siparişler, kapasite ve üretim kayıtları, piyasa fiyatları, muhasebe belgeleri ve tasarruf edilen giderler birlikte incelenir. Bu verilerin ihlalle hangi dönem ve miktarda bağlantılı olduğu gösterilmeden “kesin şu kadar kazanılırdı” açıklaması yeterli değildir; makul ikame ve zararı azaltma imkânı da hesaba katılır.

İhlal ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Tamamen bağımsız bir olaydan kaynaklanan kayıp borçluya yüklenemez. Ayrıca alacaklı, zararı azaltmak için makul tedbirleri almalıdır. Daha ucuz ve makul bir ikame mümkünken zorunlu olmadığı hâlde daha pahalı seçenek tercih edilirse aşan bölüm talep edilemeyebilir.

Zarar ve kusur nasıl ispatlanır?

Sözleşmeye aykırılık davasında ispat tek bir belgeye indirgenemez. Alacaklı önce geçerli sözleşmeyi, kendi edimini veya ifaya hazır olduğunu, karşı tarafın hangi borcu hangi tarihte ihlal ettiğini, doğan zararı ve ihlal ile zarar arasındaki uygun nedensellik bağını ortaya koyar. TBK m. 112 sisteminde borçlu ise borca aykırılıkta kendisine yüklenebilecek bir kusur bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulmaya çalışabilir. Sonuç, sözleşmedeki risk dağılımı ve özel sorumsuzluk hükümleriyle birlikte değerlendirilir.

Zarar hesabı, talep edilen hukuki yola göre kurulmalıdır. Aynen ifa isteniyorsa gecikme zararı; ifadan vazgeçilmişse sözleşme gereği gibi ifa edilseydi ulaşılacak ekonomik durum; haklı dönmede ise sözleşmeye güvenilmeseydi bulunulacak durum esas alınabilir. Aynı fatura veya maliyet kalemi farklı adlarla iki kez talep edilemez. Hesap tablosunda her kalemin dayanağı, dönemi, belgesi ve hesap yöntemi ayrı gösterilmelidir.

Sözleşmedeki sorumluluk sınırlaması da otomatik biçimde geçerli kabul edilmez. TBK m. 115 uyarınca borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin hükümsüzdür. Uzmanlık gerektiren ve izinle yürütülen hizmetlerde hafif kusura ilişkin sorumsuzluk kaydı da ayrıca denetlenir. Yardımcı kişilerin fiilleri bakımından TBK m. 116 ve sözleşmenin özel hükümleri birlikte okunmalıdır.

İspat konusuÖncelikli kayıtlarKontrol sorusu
Sözleşme ve kapsamİmzalı metin, ekler, sipariş, teknik şartname ve değişiklik protokolleriHangi edim, miktar, kalite ve tarihte kararlaştırıldı?
İhlalTeslim ve servis tutanakları, KEP/e-posta, fotoğraf, ölçüm ve uzman raporuHiç ifa etmeme, gecikme, eksik ifa ve ayıp ayrımı yapılabiliyor mu?
ZararFatura, dekont, ikame teklifleri, satış ve üretim kayıtları, bordro ve stok verisiHer kalem gerçekten doğmuş ve ihlale bağlanmış mı?
Zararın azaltılmasıAlternatif teklif, onarım girişimi, yeniden satış ve tedarik yazışmalarıMakul önlem alınmış mı; kaçınılan gider hesaptan düşülmüş mü?
Temerrüt ve faizVade, ihtar, tebliğ belgesi ve ödeme çizelgesiTemerrüt hangi gün başladı ve hangi faiz türü uygulanabilir?

Delil dosyası kronolojik kurulmalıdır. Bir belgenin varlığı kadar hangi iddiayı desteklediği de açıklanır. Örneğin fatura ödemenin veya teslimin tek başına kesin kanıtı olmayabilir; banka hareketi, teslim kaydı ve karşı taraf yazışmasıyla birlikte anlam kazanır. Teknik ayıp iddiasında ürünün dava veya tespit gününe kadar korunması, seri numarası ve inceleme zincirinin kayda alınması önemlidir.

HMK m. 400 ve devamındaki delil tespiti, makine, yazılım, yapı veya hızla değişebilen fiziki durumlarda dava öncesinde gündeme gelebilir. Bununla birlikte delil tespiti tazminata hükmedilen bir dava değildir; yalnız kaybolma veya incelenmesinin güçleşmesi riski bulunan delili güvence altına alır. Talep, incelenecek vakıa ve sorularla sınırlı kurulmalıdır.

TBK m. 50 uyarınca zarar miktarı tam olarak ispatlanamıyorsa hâkim, olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemleri dikkate alarak hakkaniyete uygun bir belirleme yapabilir. Bu hüküm, belge sunma yükünü ortadan kaldırmaz; mevcut delillerin düzenli ve tutarlı olması gerekir.

İhtar, temerrüt ve zamanaşımı

İhtar gerekip gerekmediği, yalnız sözleşmede bir tarih yazıp yazmadığına bakılarak belirlenmez. TBK m. 117 uyarınca muaccel borçta kural olarak ihtar gerekir; ancak ifa günü tarafların anlaşmasıyla belirlenmişse, sözleşmedeki yetkiye dayanılarak bildirimle belirleniyorsa veya ihtarın yararsız kalacağı kanundaki diğer hâller varsa borçlu ayrıca ihtar olmadan temerrüde düşebilir. Yine de ihlalin ve talebin sınırını göstermek için yazılı bildirim çoğu dosyada önemli bir ispat aracıdır.

İhtarda sözleşme, borç, vade, aykırılık, giderilmesi istenen eksiklik, verilen ek süre ve sürenin sonunda kullanılacak hak açıkça yazılmalıdır. Teslimden sonra yapılan genel ve belirsiz şikâyetler; ayıp, eksik ifa veya gecikme ayrımını ve karşı tarafa tanınan imkânı göstermeyebilir. E-posta, KEP, noter ihtarı ve teslim tutanağı aynı olay çizelgesinde birbiriyle uyumlu olmalıdır.

Zamanaşımı da talebin adıyla değil alacağın hukuki kaynağı ve muacceliyet tarihiyle belirlenir. TBK m. 146 genel olarak on yıllık süre öngörür; TBK m. 147’de sayılan kira, ücret ve dönemsel edimler gibi bazı alacaklarda beş yıllık süre uygulanabilir. Satış, eser, taşıma, tüketici veya ticari ilişki için özel süre bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmalıdır. Zamanaşımının kesilmesi ve durması da dosyadaki gerçek işlem tarihleriyle kontrol edilmelidir.

Arabuluculuk ve görevli mahkeme

Görevli mahkeme, sözleşmenin adına değil hukuki ilişkinin niteliğine göre belirlenir. Ticari para alacağı, kira, tüketici, iş ve diğer bazı uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk uygulanabilir. Başvuru öncesinde tarafların sıfatı, talebin türü ve kanundaki istisnalar kontrol edilmelidir.

Dava dilekçesinde ihlal tarihi, sözleşme maddesi, talep sonucu, zarar kalemleri, hesap yöntemi, faiz başlangıcı ve deliller açıkça gösterilmelidir. Belirsiz alacak davası veya kısmi dava seçeneklerinin şartları somut dosyaya göre değerlendirilir.

Sözleşme türlerine göre özel durumlar

İlişkiÖncelikli kontrolMuhtemel talep
SatışTeslim, ayıp bildirimi, inceleme ve özel sürelerOnarım, değişim, bedel indirimi, dönme ve koşulları varsa tazminat
EserKabul, teslim, ayıbın açık veya gizli oluşu ve yükleniciye bildirimOnarım, bedel indirimi, dönme veya giderim masrafı
KiraKullanıma elverişlilik, bildirim, giderim süresi ve özel sona erme kurallarıAyıbın giderilmesi, kira bedelinde indirim, zarar veya koşulları varsa fesih
Tüketici işlemi6502 sayılı Kanundaki ayıplı mal/hizmet rejimi, seçimlik hak ve sürelerÜcretsiz onarım, değişim, bedel indirimi veya sözleşmeden dönme

Bu tablo yalnız yön tayin eder. Aynı olayda genel TBK hükümleriyle özel sözleşme veya tüketici hükümlerinin ilişkisi kurulmalıdır. Örneğin satıştaki ayıp bildirimi, eser sözleşmesindeki gözden geçirme ve kira ilişkisindeki bildirim aynı süre ve sonuçlara tabi değildir. Tarafların tacir, tüketici veya işçi olması görev, arabuluculuk ve delil değerlendirmesini de değiştirebilir.

Sözleşmeye aykırılıkta Yargıtay uygulamasında zarar hesabı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.07.2006 tarihli, E. 2006/13-499, K. 2006/507 sayılı kararı, menfi zararın gerçek ve elverişli fırsat ile ikame alım arasındaki fark üzerinden, denetlenebilir bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerektiğini gösterir. Bu nedenle soyut fiyat farkı tek başına yeterli değildir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22.10.2015 tarihli, E. 2014/12607, K. 2015/8920 sayılı kararı, kiralananın teslim edilmemesi nedeniyle kâr kaybının benzer taşınmazın makul sürede ikame edilmesiyle sınırlı ve gerçekçi verilerle hesaplanmasını; 15.05.2024 tarihli, E. 2022/4444, K. 2024/1538 sayılı kararı ise kusursuz imkânsızlıkta kâr kaybı niteliğindeki müspet zararın istenemeyeceğini, belgeye dayalı somut masrafların ise şartları varsa menfi zarar olarak değerlendirilebileceğini ortaya koyar.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.02.2024 tarihli, E. 2023/3589, K. 2024/1639 sayılı kararı, haksız feshedilen bayilik ilişkisinde makul ikame süresi, kaçınılan giderler ve mükerrer taleplerin önlenmesini vurgular. Bu kararlar somut dosyanın sonucunu kendiliğinden belirlemez; sözleşme türü, kusur, irade beyanı ve deliller ayrıca incelenmelidir.

Örnek olay: gecikmiş ve ayıplı makine

30 Haziran’da teslim edilmesi gereken özel üretim makinenin 45 gün gecikmeli teslim edildiği ve kapasiteye ulaşmadığı varsayılsın. Teslim tutanağındaki çekince, servis raporu, kapasite ölçümü ve üretim kayıtları birlikte incelenir. Gecikme için temerrüt ve gecikme zararı; kapasite eksikliği için onarım, bedel indirimi veya şartları varsa dönme ve tazminat seçenekleri değerlendirilir.

Yalnızca toplam satış kaybını yazmak yeterli değildir. Üretim yapılamayan günler, ikame makine arama süresi, tasarruf edilen hammadde ve işçilik giderleri ayrıştırılmalıdır. Böylece hesap denetlenebilir olur ve aynı kayıp farklı adlarla tekrar edilmez.

Sık sorulan sorular

Sözleşmeye aykırılıkta önce ihtar göndermek zorunlu mudur?

Her olayda aynı cevap verilemez. Borcun kesin vadeli olup olmadığı, sözleşmedeki bildirim şartı ve özel kanun hükümleri incelenir. İhtar zorunlu olmasa bile ihlalin ve taleplerin yazılı bildirilmesi ispatı kolaylaştırabilir.

Sözleşmeye aykırılıkta kâr kaybı istenebilir mi?

Kâr kaybı talep edilebilir; ancak hesap, gerçekleşmesi beklenen brüt satıştan değil, ihlal dönemindeki net ve kaçınılabilir olmayan kayıptan kurulmalıdır. Satış verisi, kapasite ve gider hesabı bu nedenle birlikte incelenir.

Cezai şart ve tazminat birlikte istenebilir mi?

Ceza koşulunun türüne ve sözleşme hükmüne göre değişir; aynı zarar iki kez talep edilemez.

Dönme ile fesih aynı mıdır?

Hayır. Dönme kural olarak geçmişe etkili, fesih ise sürekli borç ilişkisini ileriye etkili sona erdirir. Ayrıntı için sözleşmeden dönme ve fesih arasındaki farklar yazısına bakılabilir.

Elektronik yazışmalar delil olur mu?

E-posta, KEP, mesaj ve sistem kayıtları; gönderici, tarih, bütünlük ve hukuka uygun elde edilme koşulları korunabildiği ölçüde delil olarak değerlendirilebilir.

Talep kalemleri nasıl ayrıştırılmalı?

Tazminat hesabında her kayıp ayrı bir başlık altında gösterilmelidir. Ana alacak, gecikme nedeniyle oluşan finansman gideri, ikame alım fiyat farkı, onarım veya yeniden yapım masrafı ve kâr kaybı aynı toplam içinde açıklanmamalıdır. Her kalem için başlangıç tarihi, hesap yöntemi, belge ve kaçınılan giderler ayrıca yazılmalıdır. Böylece bilirkişi incelemesi denetlenebilir hâle gelir ve aynı zarar farklı adlarla tekrar edilmez.

Faiz talebi de asıl zarardan bağımsız bir hesap başlığıdır. Faizin hangi tarihte başlayacağı; temerrüdün oluşumu, alacağın niteliği, sözleşmedeki hüküm ve uygulanacak özel kanuna göre belirlenir. Sözleşmede kararlaştırılmış faiz ile kanuni faiz aynı anda ve sınırsız biçimde istenemez; talep sonucu buna göre kurulmalıdır.

Sözleşmedeki sorumluluk sınırları nasıl değerlendirilir?

Sözleşmede sorumluluğu sınırlayan veya belirli zararları dışlayan hükümler varsa bunlar geçerlilik denetiminden geçirilmelidir. Hükmün açık olup olmadığı, tarafların tacir veya tüketici sıfatı, emredici düzenlemeler ve ağır kusur ya da kast hâli birlikte değerlendirilir. Genel işlem koşulu niteliğindeki belirsiz hükümler, düzenleyenin aleyhine yorumlanabilir. Bu nedenle tek bir “sorumluluk yoktur” cümlesi her olayda tazminat talebini ortadan kaldırmaz.

Dava açmadan önce son kontrol listesi

  1. Sözleşmenin imzalı nüshası, ekleri ve değişiklikleri tek dosyada toplanmalıdır.
  2. İhlal kronolojisi; vade, teslim, ihtar, ayıp bildirimi ve fiilî ifa tarihleriyle kurulmalıdır.
  3. Her zarar kalemi fatura, dekont, teklif, teknik rapor veya ticari kayıtla eşleştirilmelidir.
  4. Temerrüt, zamanaşımı, faiz başlangıcı ve gerekiyorsa dava şartı arabuluculuk kontrol edilmelidir.
  5. Talep sonucunda müspet zarar, menfi zarar, kâr kaybı ve cezai şartın mükerrer yazılmadığı denetlenmelidir.

Sonuç

Sözleşmeye aykırılıkta tazminat hesabı; ihlalin türü, talep edilen hakkın hukuki niteliği, zarar, kusur, illiyet, özel süreler ve dava şartlarının birlikte incelenmesini gerektirir. Sözleşme, yazışmalar, teslim belgeleri ve mali kayıtlar dava öncesinde düzenlenmeli; müspet, menfi zarar ve kâr kaybı birbirine karıştırılmamalıdır.

Kaynakça

Fatih Algül

Av. Fatih Algül, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup İstanbul Barosu’na 96258 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Algül Hukuk’un kurucu avukatı olarak hukuki danışmanlık hizmetleri sunmakta ve dava süreçlerini takip etmektedir. Mesleki çalışmalarında her somut olayın özelliklerini, uyuşmazlığın hukuki niteliğini ve müvekkilin ihtiyaçlarını birlikte değerlendirmeyi esas almaktadır.

Scan the code